Ufukta, yine erkek meclis görünüyor

Türkiye normal bir seçim süreci yaşayacakmış görüntüsü veriyor. Tarihi bile belli oldu. 4

Kasımda seçmenler sandık başına gidecek ve yine erkek bir meclis seçecek. Neden derseniz?

Anayasal değişiklik yapma süresi bu ay doluyor. Arada bayram tatili de var. Üstelik cins kotasının uygulanması için kadın hareketinde, siyaset yapan kadınlarda hiçbir hareket yok. Dolayısıyla mevcut sistem içinde yapılacak bir seçimden kadınların seçilme oranının yükselmesini beklemek nafile. Üstelik beş yıldır mevcut partilerde de toplumsal cinsiyet konusunda bir bilinç sıçraması da olmadı.

AKP de dile getirilen bir proje var. Bu proje bugüne kadar sadece kadın kolları tarafından dile getirildi. Başbakan dahil tek bir erkek AKP’li bu projeden haberleri varmış gibi davranıp bir açıklama yapmadılar. Proje şu: seksen bir ilden seksen bir kadının vekil seçilmesi. Proje güzel ama bakalım uygulamada başarı sağlanacak mı? Zira bir önceki seçimlerde ve özellikle yerel seçimlerde AKP’li kadınlar yine böyle istekli ve gayretliydiler ama yerel örgütleri pek geçit vermedi. Genel Başkanları da kadınların seçilmeleri ile ilgilenmedi.

CHP için artık değerlendirme yapmak içimden gelmiyor. Onlarla ilgili konuşmamak daha iyi.

Geçenlerde bir televizyon programında başkanları Deniz Baykal, kadınlarında erkekler gibi “çalışarak, hak ederek” seçilmeleri gerektiğini söylüyordu. Artık Baykal, kimi daha çalışkan görürse o kadınları milletvekili yapar. Barajı aşarlarsa tabii… Parlamentoya girme şansı görünen DYP’den de umutlu olmak pek mümkün değil.

DTP’ye gelince, barajın düşme şansı kalmadı. Muhtemelen bağımsız adaylıklar söz konusu.

Geçen haftada yazmıştım. Bağımsız adaylık özellikle Kürt siyasetinde aşiretsel ve maddi güce dayalı bir olgu. Kadınlarda para yok. Aşiret sahibi kadında yok. Sistemi parlamenter yolla değiştirip dönüştürecek bir siyasi oluşum bağımsız adaylıklarda da amacına uygun bir kadronun parlamentoya girmesini sağlayabilir. Ancak DTP’de bugüne kadarki uygulama gösterdi ki devrimci bir yapılanma ve algılayış öne çıkmıyor. Geçmişten gelen bir geleneğin, emeğin ve çabanın devamı olarak kadınların büyük çaba gösterdikleri görülüyor. Ama işleri zor. Umarız zoru başarırlar.

Başta KADER genel merkezi ve tüm şubeleri olmak üzere siyasi parti kadın yapıları ve siyaset yapan kadınlar Anayasa’da değişiklik yapılarak cins kotasının uygulanması için tarihi bir fırsatı kaçırdılar. Yaygın ve ısrarlı bir kampanya ile baskı unsuru olunabilirdi. Lobi faaliyetleri, sokak etkinlikleri, imza kampanyaları, medyanın değerlendirilmesi ile başarı elde etmek mümkündü. En azından çaba harcandığı görülürdü. Bu nedenle bu sonuçtan sorumlu olan önce biz kadınlarız. Ancak siyasette iddialı kadınların neden böyle sessiz kaldıkları da anlaşılır gibi değil.

Lafı seçimlerden ve kadın temsiliyetinden açmışken bugün baro seçimlerinin de yapıldığını anımsamak gerekir. Oranları bilmiyorum ama Baro başkanları da meclis gibi erkeklerden seçiliyor. Bu anlamda Diyarbakır Baro ’sunun seçimleri dikkate şayan. Cumhuriyet tarihinde, Diyarbakır’da ilk kez bir kadın Meral Daniş Baro başkanlığına aday. Üstelik kadın bakış açısı olan ve yıllardır bu alanda çaba harcayan bir kadın. Karşısında iki erkek aday var. Her ikisi de teorik olarak demokrasiye ve kadın haklarına inançlılar.

Pratikte de inançlarını gösterip kadın aday karşısında çekilmeleri ne kadar şık olurdu. Umarım oy kullanacak avukatlar pozitif destek göstererek tercihlerini kadın adaydan yana kullanırlar. Sevgili Meral de Diyarbakır’ın ilk kadın Baro başkanı olur. Diyarbakır’a da bu yakışır.

Scroll to Top