Memur emeklilerine yapılacak zamlar belli oldu. Büyük hayal kırıklığı. Yani “ne hayal etmiştiniz? *”ki diye sorarsanız, tabiiki ülkemizde artık hayal etme lüksümüz yok. Ama vaat edilen bazı şeyler vardı. Politikacıların dediklerini unutma, inkar etme ya da söylememiş gibi yapma özgürlüğüne sahip olduklarını da unutuyoruz işte. Ya da unutmak istiyoruz. Seçim öncesi memur emeklilerine de seyyanen çalışan memurlara yapılan zam gibi zam yapılacak denmişti ya. İşte ona kandık yine.
Herkese her şeye gümbür gümbür sayıp söven bir parti lideri var hani. Hükümetinde en itibarlı ortağı. İnanılır gibi değil ama neredeyse hepimiz o yaptırır bu zammı hissiyatına kapıldık kısa bir süre için. Bize çok ayıp tabii. Niye hala bu kadar saf olabiliyoruz bilmiyorum. Havalar da çok sıcak . İnsanlık işte umut ediyorsun en imkânsızı da
Zam yağmuru seçim sonrası şiddetlenerek arttı. Yakın zamanda duracak gibi görünmüyor. Bizim neslin önemli bir çoğunluğunun çok mütevazı olsa da evleri var. Ama bütün memur emeklilerinin evleri olduğunu söylemek mümkün değil. Kira da ödemek zorunda olan emekliler bir yandan ev sahiplerinin inanılmaz zam talepleri ile boğuşmak, öte yandan en temel ihtiyaç olan beslenme ihtiyacını ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak zorunda.
Yaş aldıkça giyim, eğlenme, eve eşya alma gibi ihtiyaçlarınız azalıyor. Fakat yerine yeni ihtiyaçlar geliyor. Bunun başında da sağlık. Kronik hastalıklar başladığı için düzenli doktor kontrollerine gitme ihtiyacı temel ihtiyaç oluyor. Zamanında vakit bulamadığınız kitapları okumak, görmediğiniz yerlere gidebilmek, bazı hobilerinizi hayata geçirmek için de en uygun zamanlar.
Eskiden yaşlılara karşı sanki daha bir saygılı duruş vardı toplumda. Özellikle pandemi döneminde açığa çıkan giderekten yerleşen yaşlıya karşı kaba, hoyrat bir tutum var artık. Pandemide 65 yaş üstüne deniz kıyılarını bile yasaklayan politikacılarda ise yaş ortalaması gittikçe büyüyor. Yaşlılara hiç bir şeyi hak görmeyen bu çok yaşlı politikacılar yürümekte bile zorlanırken kocaman ülkeleri ve partilerini yönetmekte ısrarlılar. Ne yaman bir çelişki.
Bazı ülkelerde yaşlanan insanların kültürel faaliyetlerini, yurtdışı gezilere gidebilmelerini devlet teşvik ediyor ek ödemeler yapıyormuş. İnsanın inanası gelmiyor. Bizde ise elimizde kalan tek ayrıcalık 65 yaş üstü için verilen toplu taşıtlara ücretsiz bindiğimiz kartlar. Evet, yüzde 25’lik zamlar sonrası bu kartlarla kala kaldık. Tek ayrıcalığımız, yıllarca çalıştığımız, gençliğimizi verdiğimiz, her ay muntazaman ödediğimiz vergilerimizden sonra devletin bize bahşettiği yegâne ayrıcalık. Üstelik bu nesil çok genç yaşlarda iş hayatına başladı. Lise yada üniversiteyi bitirir bitirmez, gençliklerini yaşayamadan.
Korkuyorum vallahi ya bunu da elimizden alırlarsa… Zira bu kartları da öyle keyifle kullanamıyoruz. Yaygın bir kanı var. Ücretsiz kart sahipleri, keyfi olarak toplu taşıtları işgal ediyorlar! Başka mahalledeki kahvelere gidiyorlarmış, kadınlar öğleden sonra kabul günlerine arkadaşlarına gidiyorlarmış. Taşıtları bunlar doldurduğu için işe gidip gelenlere, öğrencilere yer kalmıyormuş. Sanki bu garibanlar Japonya’ya, Avrupa’ya tatile gidiyorlar. Yaptıkları, yapabildikleri bu küçük kaçamaklar burunlarından geliyor. Kartı sürücüye uzatırken korkar olduk. Her an fırça yemek, aşağılanmakla yüz yüze gelebilirsiniz. Bu şikâyetler asılsızdır demiyorum. Ama toplu taşıtların yeterli olmaması yerel yönetimlerin sorumluluğudur. 65 yaş kartı olan insanların değil.
İkinci temel şikâyette özel taşımacılık yapanlara ücretsiz kartların bedellerinin yerel yönetimler tarafından ödenmediği için zarar ettikleri. Bu da doğrudur onların zarar etmesi de önemli bir sorundur ama yine bunun sorumlusu kart sahipleri değil, yerel ve merkezi yönetimlerdir. Toplum olarak daima kolay hedefleri tercih ediyoruz. Hemen yüklenilenler en yakında gördüğümüz ve sorumlu olduğunu sandığımız kişiler oluyor. Toplu taşıtlardaki doluluk sorununu 65 yaş üstü ücretsiz kartları olan insanların üzerine bırakıveriyoruz.
Öylesine bir girdabın içindeyiz ki. İnanın hiç bir emekli memurun ücretsiz kartım var diye keyfi gezecek mecali kalmadı. Keşke kalabilse, gençken yapamadığımız ya da yapmaya fırsat bulamadığımız bazı şeyleri yapmamıza ufak bir kolaylık kazandıran bu kartlarla hiç değilse yaşadığımız yerin çevresini gezip görebilsek, sanatsal bir etkinliğe gidebilsek. Yaşanacak tek ömrümüz var o da son derece kısa.
Sevgili gençler, bindiğiniz taşıtta tıka basa güçlükle yolculuk yaparken gözleriniz hemen ücretsiz binmiş yaşlılara çevrilmesin lütfen. Onlara çemkirmeden önce kısacık bir düşünün. Hiç bir zaman sosyal bir devlet olamayan bu ülkenin insanlarıyız. Hepimiz her yaşta haksızlıklara, hak gasplarına uğruyoruz. Nasıl olmuşsa olmuş bu hak verilmiş. Ve bir gün sizlerde bu yaşlara geleceksiniz. Ama o yaşlara gelmeden empati kurabilmek daha değerli gibi geliyor bana. Bırakında bu hakkın azıcık tadını çıkaralım, tüm olumsuzluklara inat!


