Yakın bir zamanda seçime gidiyoruz. Oldukça az bir zaman kaldı. Üstelik hepimizin çok önemli olduğunda hemfikir olduğumuz bir seçime. Yirmi yıllık AKP İktidarından memnun olmayanlarımızın sayısı son derece yüksek. İktidarın değişimi için mecbur tutulduğumuz alternatif ise Altılı Masa. Bu masayı oluşturan siyasilerin de fikri, ağırlıkla İslamcı ve Türk milliyetçiliği yönünde. Aklı başında olan herkes buradan büyük bir demokratik dönüşüm beklemiyor. Bir çoğumuzun tek isteği önce bunlar bir gitsin isteği. İçinde debelendiğimiz ekonomik kriz, tamamen yok edilen adalet sistemi, gittikçe cüretkârlaşan toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, özel yaşama müdahale atakları, sanatın yasaklara boğulması hiç değilse durur bir soluk alırız umudundayız. Altılı masa ise bu umudumuzu gittikçe solduruyor. Bu grubun hiç ama hiç dokunmadıkları alansa yine kadınlar, kadın temsiliyeti. Seçmenlerin yarısının kadınlardan oluştuğunun farkında değiller. Kadınların değiştiklerinin de farkında değiller. Artık eskisi gibi kadınlar evin erkeklerinin siyasetten daha iyi anladıklarını sanıp onların işaret ettiği partilere oy vermiyorlar.
Tam da bu noktada Altılı Masa’ya sorularım var; toplumsal cinsiyet konusunda bir çalışma grubu oluşturdunuz mu? Kadın Bakanlığının yeniden yapılanması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu bakanlığa nasıl bir bütçe ayıracaksınız? Son yıllarda artan kadın cinayetlerini durdurmak için alacağınız önemler nelerdir? Öldürülme tehditti altındaki kadınlar için neler yapacaksınız? Kadın sığınak sayısı hedefiniz nedir? Yaşamakta olduğumuz derin ekonomik krizde erkeklerden daha çok işsiz kalan kadınlar için çözüm önerileriniz var mı? Ev eksenli çalışan güvencesiz kadınları biliyor musunuz? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Çalışan annelerin hakları ve kreşlere daha kolay ulaşabilecekleri çözümleriniz var mı? Aklıma ilk gelenler bunlar. İktidara gelince “İstanbul Sözleşmesini yeniden hayata geçireceğiz” dışında bugüne kadar tek bir cümle kurmadınız. Bu sorulara yanıt vermeden, kadınlardan oy istemeyi nasıl düşünüyorsunuz?
Altı partinin internet sitelerinden yönetim kadrolarına baktım: Saadet partisi kongresini yeni yaptı. Kongre salonuna kadınlar ve erkekler ayrı kapılardan girip ayrı bölümlerde oturtuldular. 74 kişiden oluşan Genel İdare Kurullunun sadece 8’i kadın. İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasındaki rollerini de düşünürsek toplumsal cinsiyet konusunda söyleyecek fazla lafımız yok. Gelecek Partisi’nin 60 kişilik Yönetim Kurulunun 15 i kadın. Demek ki yüzde 25 kota uygulanmış. Bu oran ilk kota uygulamalarının başladığı 2000’li yıllara ait ama ne diyelim eh diyorum. Demokrat Parti’nin 49 kişilik Genel İdare Kurulundan sadece 5’i kadın. Saadet Partisinin de gerisinde. Deva Partisi Genel Merkez Yönetim Kurulu ise 49 kişiden oluşuyor ve 17 si kadın. Yani yüzde 25 in biraz üzerinde. Dikkat çeken bir başka şeyde Genel Başkanları Ali Babacan’ın fotoğrafının diğer partilerden farklı olarak üste değil diğer üyelerin yanına konması. Bence önemli bir ayrıntı. Diğer önemli ve olumlu konu da kadronun çok genç olması. Bakalım bu olumlu görünüş seçim listelerine de yansıyacak mı? Gerçi baraj sorunu olan partiler listelerde daha fazla kadın göstermekte cömert davranırlar, bakalım bekleyip göreceğiz. İyi Parti’nin sitesinde Genel İdare Kurulu listesini bulamadım. Çıkan haberlere dayalı olarak son kongrede 50 kişilik Genel İdare Kurulu için tüzüklerinde bulunan yüzde 25 kadın kotası tutmamış. 13 kadının seçilmesi gerekirken 5 kadın seçilmiş. Tüzüğün gereğini yerine getirmek için aldıkları oy oranına göre 8 kadın asil üyeliğe kaydırılacakmış. Herhalde bu işlemi yapmışlardır. Anlayacağınız İyi parti için de durum oldukça düşündürücü. CHP’nin 60 kişilik Parti Meclisinde 20 kadın var. Yüzde 35 gibi bir kadın kotası uygulanmış. Sadece bu oranlara baktığımızda bile siyasi partilerin karar alma mekanizmalarında kadının fikri son derece sınırlı.
Uygulamalar bakarsak aylardır süren seçim çalışmaları içeresinde bu liderlerin yanlarında kadın politikacıları göremedik. Sadece Deva Partisinin toplantıları veya etkinliklerinde Genel Başkanın yakınlarında kadınları fark etmek mümkün. Ancak İyi Partinin liderinin kadın olmasına rağmen yanı başında tek bir kadın yok. Parti sözcülerinin de hepsi erkek. Meral Akşener’i sürekli siyah elbiseli erkeklerin ortasında görüyoruz. Halk buluşmalarında kadınlarla diyalog kuruyor ama partisinde politika yapan kadınlar nerede? Örneğin HDP parlamentoya girdikten sonra makam arabası kullanan kadın vekiller sürücülerini, danışmanlarını kadınlardan seçti. Bu pozitif ayrımcılık son derece önemli bir duruş. Toplumda kadınlara güç veren mesajlar. Bu noktada en fazla eleştiriyi hak eden ise CHP. Türkiye’nin en eski partisi, kendini sosyal demokrat ve laikliğin güvencesi olarak tanımlayan bir parti. KA.DER (Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği) ile farklı partilerle bir çok projede çalışmış biri olarak CHP’nin güçlü bir kadın örgütlenmesi olduğunu biliyorum. Feminist ideolojiden beslenmedikleri bir gerçek olsa da büyük emekleri var. Hem kentli eğitimli kadınların hem de özellikle alevi aileler içinde halktan kadınların partiyle güçlü bağları var. Erkek egemen bir yapıya sahip olan ama değilmiş gibi davranan CHP de kadınların işi oldukça zor fakat seslerini daha güçlü çıkartmak zorundalar.
Kadın kurumlarının açıkladığı gibi talebimiz artık yüzde 50 cinsiyet kotası. Yani bir fazlası da değil bir eksiği de. Tam eşitlik. Bu seçimde oylarının son derece belirleyici olacağına kesin gözüyle bakılan HDP Türkiye’deki siyasi partiler içinde bu konuda kendini ispatlamış bir parti. HDP’nin de yüzde 50 kadın seçmesini beklemek ve ummak istiyoruz. Altılı Masayı oluşturan partilerinde listelerinde kadınları hangi oranla göstereceklerini merakla bekliyoruz. Bizim siyasiler bu konuda oldukça uyanıklardır. Kadın adayları seçilemeyecek yerden göstererek kota doldurmaya çalışma ihtimalleri yüksek. Ama artık bu çok eski bir yöntem çabuk fark ederiz.
Siyasette kadın temsiliyeti son derece önemli. Ama en önemlisi de seçimi kazanmaları gerekiyor. Toplumun yarısının kadın olduğu gibi seçmenlerin yarısı da kadın. Ayrıca her toplum bildiğim kadarıyla yüzde 15 e yakını cinsel yönelimi farklı olan bireylerden oluşuyor. İktidar son zamanlarda gittikçe artan bir şiddetle LBGT-İ bireyleri neredeyse yok etmeye yönelik tutum içinde. Oysa siyasilerin görmezden gelerek geçiştirdikleri önemli bir seçmen grubu da bu. Yani demem o ki sadece seçim ve seçmen açısından düşünüyorsanız bile iktidara geldiğinizde kadınlar ve LBGT-İ bireylerin hakları için neler yapacağınızı mutlaka belirlemeniz ve açıklamanız gerekiyor. Bunu yapmak içinde üzerinde çalışmanız gerekiyor. Üstelik ekonomi konularında yapıldığı gibi taa Amerikalardan bilirkişi getirtmek de gerekmiyor. Bu ülkede güçlü bir kadın hareketi ve yarattıkları kurumları var. Parti ayrımı yapmadan talep edilmesi halinde bu siyasileri aydınlatmayı ret etmeyeceklerdir. Üstelik Türkiye’de bütün partilerde ciddi bir kadın yapılanması var. Büyük bir özveriyle partilerine emek veriyorlar. İktidar partisinden bir şey beklemek zaten mümkün değil. Yirmi yılda kadın haklarını yerle yeksan ettiler. On Kasım nedeniyle Anıtkabirdeki devlet erkanı fotoğrafına bakmak bile yeterli. Neredeyse tamamı, siyah paltolu, asık suratlı yaşlı erkeklerden oluşuyordu. Bu karanlık kalabalık arasında çok az sayıda kadın vardı. İşte memleketi de bu hale getirdiler. Kadın milletvekili, bakan, belediye başkanı, vali, dekan, bürokrasideki müdürlüklerin hiç birinde kadın yok. Yok diyorum çünkü parmakla sayılacak kadar az tutulan kadın temsiliyeti yok demektir.
Amerika’da 8 Kasım’da yapılan ara seçimlerde beklenen şey Biden’nın ağır yenilgisi, Trump’ın büyük zaferi şeklindeydi. Ama böyle sonuçlanmadı. Biden ağır bir yenilgi, Trump ise büyük zafer kazanamadı. Bir çok yorumcu bu sonuçta kadın oylarının önemli rol oynadığını belirtiyor. Kürtaj yasağının etkisi ile bu yasağı onaylayanlara oy vermedi kadınlar. Hemen yakınımızda yıllardır kadınlar üzerinde süren büyük baskıya karşı İran’da da büyük bir direniş ve isyan var. Yani tüm dünyada kadınlar büyük mücadeleyle edinilmiş haklarını gericiliğe, yobazlığa, emperyalist faydacılığa vermemekte kararlı. Türkiye’de de kadın oyları sonucu belirlemede büyük rol oynayacak. Muhalefetin bu gerçeği fark etmesi dileğiyle.

