Toplantılarla geçen ömürler!

Eğer örgütlü biriyseniz katılmak zorunda olduğunuz pek çok toplantı vardır. Örgütlülük deneyiminiz arttıkça, örgütlülük yıllarınız uzadıkça katıldığınız toplantı sayısı da artar. Bazen ömrünüzün toplantılarla geçmekte olduğu hissine bile kapılabilirsiniz. Bazı toplantılar

ölümcül gibidir bitmek bilmez. Vücudunuz uyuşur, ilginiz dağılır, tek isteğiniz bir an önce kendinizi açık havaya, doğaya atmak olur.

Özellikle erkeklerle karma toplantılar bu ölümcül hissi daha çok yaşatır. Aynı şeyleri, farklı cümlelerle uzun uzun anlatmak bir erkek klasiğidir. Toplumsal cinsiyetçi rol dağılımına göre kadınların pek çoğu, cesaret edip söz aldıklarında konuşmaya; bu “çok bilen” erkeklerin arasında sesini ayarlama, hele kürsü varsa boyunu ayarlama ile başlar. Kürsülerin tamamı erkek boy standardına göre yapılmıştır ve kadınların kâbusu halindedir.

Deneyimi olmayan kadınlar için karma yapılarda söz almak ve konuşmak gerçekten zor bir iştir. Düşünceleri “çok bilen” erkeklerden çok daha iyi olsa da bunu ifade edecek olgunluğa gelene kadar toplantıda konuşmak zordur. Zira kadınlar ancak iyi bir konuşmacı olurlarsa sözleri dinlenir ve önemsenir. Bunu fark eden pek çok kadında erkek taklidi ile güçlü bir ses tonu, vurucu sözcüklerle konuşmayı başarmak için çok çaba harcar.

Neyse ki özgün kadın kurumlarında böyle dertler fazla yok. Kadın toplantıları hiyerarşinin daha az hissedildiği, daha rahat oturulan, arada espriler yapıp gülebildiğin hatta çayını içebildiğin bir ortamda olur genellikle. Son yıllarda gittikçe yaygınlaşan yüz yüze bakabildiğin oturma düzeni, makul aralarla ve uzun tutulmayan sürelerle daha katlanılır durumda. Olduğun gibi, eğitim düzeyin ne ise yargılanmaktan, alay edilmekten korkmadan duygu ve düşüncelerini ifade etmek kadını güçlendiren en önemli araçlardan biri. Bir grubun amaçları doğrultusunda sağlıklı bir çalışma yürütebilmesi için sağlıklı toplantılar yapması gerekli. Toplantıları sıkıcı hale getirmemek kadar toplantılara başından ön yargılı yaklaşmakta herkesi olumsuz etkileyen bir faktör. Toplantıya girer girmez “çabuk olun benim işim var” diyerek, sürekli saatine bakan, ya da ikili konuşmalar veya gülüşmelerle motivasyonu bozan kadın sayısı da hiç az değil.

Herkesin zamanında geldiği, fazla uzatmadan, anlaşılır bir dille konuşulduğunda toplantılar bir eğitime dönüşebilir. Sağlıklı bir toplantıyla alınan kararlar ve planlamalardan iyi bir eylem çıkar. Bu eylemden kasıt sadece sokak eylemliliği değildir elbette. Daha verimli toplantılar yapabilmenin yolları üzerinde daha fazla kafa yormak gerekiyor. Yeni yöntemleri denemekte fayda var.

Bir başka sorun da katılım meselesi. Meslek örgütleri belki bir zorunluluk olarak algılanabilir ama sivil örgütlülükler bir gönül meselesi. Hele de kadın örgütlülüğü. Gönüllü olarak kendi isteğinizle yer alırsınız. Belki ilk başlarda bir arkadaşınız ısrar etmiş de olabilir. Sonuçta yer aldıktan sonra eğer gönlünüzü veriyorsanız buradan sorumluluk çıkar. Yani gönüllülük sorumsuzluk değildir. Aksine çok güçlü bir sorumluluktur.

Bu sorumluluk duygusunu sağlayan tek şeyde inançtır. Uğraştığınız alan her ne ise buna inanmıyorsanız eğer sorumluluk üstlenmeniz mümkün değildir. Bir kadın örgütünün gönüllüsü olmak ise çok daha zordur. Başta maddi sorunlar olmak üzere pek çok sorunla baş etmek zorunda kalırsınız. Her zaman her şey iyi gitmez. Ama yüreğinizde kadınların özgürlüğüne dair derin bir inanç taşıyorsanız tökezler ve tekrar yürümeye devam edersiniz.

Kadınlar için karma örgütlerden önce bağımsız, özgün kadın örgütlülüklerinde çalışmalarının sayısız faydası var. Özellikle de düşüncelerini ifade etme becerisi kazanmalarında, zorluklarla baş etme yeteneğinin gelişmesinde. Kısaca güçlenmek için örgütlülük önemli bir deneyim. Tabii ölümcül toplantılardan mümkün olduğu kadar kaçarak.

Scroll to Top