Son günlerin en iyi haberi! 

Siyasetin ağır ve karamsar havası arasında güler yüzlü bir haberi daha çabuk fark ediyor insan. Bu da iyi haberlere ne kadar susadığımızı gösteriyor. Aslında çok olağan olması gereken bir durum ama ne yazık ki Diyarbakır için bir ilk. Üniversiteye giriş için gereken ilk sınav sonuçları açıklandı. İlk kez Diyarbakır’dan bir Türkiye birincisi çıktı. Birkaç gün öncede Ortaokul sınavlarında Muş’tan bir başarı haberi gelmişti. Aslında çok da acıtıcı geliyor insana. Oysa Diyarbakır’da, Muş’ta yaşayan gençlerin sınavlarda başarılı olması ne kadar olağan bir durum. Ancak 2007 yılında gelen bu birincilik, sanırım ilk kez Doğu ve Güneydoğu Bölgesinden bir Türkiye birincisi özelliğini taşıyor. Memleketteki ayrımcılığın en somut göstergesi işte bu sınavlar.

Bölgeler arasındaki kalkınmışlık farklılıkları bu sınavlarda çok çarpıcı ortaya çıkıyor. Tamam, çok adaletsiz bir sistem. Yılların emeğini üç saate sıkıştırarak başarı ya da başarısızlığı ölçmenin adil bir yanı yok. Ancak uzun yıllardır gençlerin gelecekleri bu yöntemle belirleniyor. Değiştirilip yerine adil bir sistem gelene kadar da bu sistem içinde bir kuşağın kaderi belirleniyor. Ya bu sistemle yarışmayı bırakıp vazgeçeceksiniz. Ya da bu adaletsiz sistemin kuralına göre davranacaksınız. Bölgede yaşayan gençlerin işi gerçekten çok zor. Şiddetin, çatışmalı ortamın sürdüğü bir yerde yaşamın normallikleriyle ilgilenemiyorsunuz. Yetişkinler ise “boş ver şimdi sırası değil “anlayışında. Daha öncede yazmıştım galiba. Yerel yönetimlere bu konuda büyük sorumluluklar düşüyor.

Yerel yönetimler, gençlere burs verme, daha uygun koşullarda kurslar düzenleme gibi birçok hizmeti verebilirler. Bu tür çabalar hiç yapılmıyor değil ama “yüksek” siyaset yapmak her zaman daha öncelikli. “Yerinden yönetim”, “katılımcı demokrasi” dediğimiz kavramlar içinde hepsi var. Bölgenin zengin iş insanları, çok parası olan insanlar var. Gençleri yoksulluk ve yoksunluk çemberinden kurtaracak özel önlemler alabilirler.

Tüm özel önlemler geçicidir. Şüphesiz sorunların köklü çözümünü sağlamaz. Kadınlara kota uygulanması gibi bir şey. Yaşam devam ediyor. Süreç işliyor. Siz düzenin değişmesi sonrasına bu sorunları havale ettiğinizde her yıl bir kuşağı ziyan ediyorsunuz. Sosyal politikası olmayan, bunu hayata geçirmek için olanaksızlıklar içinde olanaklar yaratamayan siyasetler başarısızlığa mahkûm kalıyorlar.

Bir yandan mevcut eğitim sisteminin değişmesi için çaba harcamak, diğer yandan var olan eğitim sisteminden mümkün olduğu kadar yararlanabilmenin koşullarını yaratmak mümkün. En kötü eğitim sisteminin içinde bile bunu ayırt edebilen beyinler yaşamda başarılı olabilirler. Eğitim, hayatın tek olanağı değil. Eğitim koşullarından faydalanamadan da başarılı olabilmek mümkün. Ancak eğitimin insan davranışlarında, gelişmişliğinde büyük katkılarını da inkâr etmemek lazım.

Diyarbakır’ın ilk ÖSS birincisi Serhat Varol Güneş’i yürekten kutluyorum. Umarım bu başarısıyla, kendisinden sonra gelenlere büyük bir isteklendirme sağlamış olur. Dershane öğretmenleri ve arkadaşları tarafından Diyarbakır’da halayla karşılanmış olması da çok sevimli ve iç ısıtıcı. Tabii bu iyi haberin yanında Türkiye sonuncusu illere de dikkat etmekte fayda var. Sonunculuk yine Hakkâri’nin, daha sonra ise Şırnak ve Ardahan geliyor.

Hakkâri bu konudaki sırasını uzun zamandır kimselere vermiyor. Bu illerin bağımsız adaylarının programlarında bu meselelerde öncelikli yer alsa keşke. Şimdiye kadar aldığını duymadık. Umarım yanlış bilgidir. Gençler yaşam kaliteleri için daha fazla talepkar olmalılar. Üstelik bunu, sistem yürütücülerinden ziyade “kendi” siyasetçilerinden talep etmeliler

Scroll to Top