Şiddete şiddetle cevap, kabul edilemez!

Yeni çıkarılan Terörle Mücadele Yasası’nın ilk uygulamalarından Kürtler nasibini almaya başladı. Önce, uzun yıllardır, büyük emek ve bedellerle yayın hayatını sürdürmeye çalışan gazetemiz on beş gün süreyle kapatıldı. El alışkanlığıyla “Toplumsal Demokrasi Gazetesi” devreye girdi. Neyseki bu anti demokratik karardan çabuk dönüldü ve yayınına devam etmeye başladı.

Bu önemli haber, Türkiye’nin yazılı basınında küçücük bir haber şeklinde yer aldı. Görsel basın ise vermedi. Oysa demokrasiyi, basın, yayın özgürlüğünü yaralayan bir karardı. En önemlisi de Kürtlerin “bizim” dedikleri bir günlük gazeteyi susturma çabasıydı. Ortam böylesine gerginken, şiddet böylesine kol gezerken Kürtlere uygulanan bir şiddetti. Dileriz böylesi bir karar bir daha alınmaz.

Tam da bu günlere denk gelen bir başka şiddet haberi de kabul edilir gibi değildi. Şiddete şiddetle cevap vermek gerçekten kabul edilir bir şey değil. Amacımız ezilen bir halkın özgürlüğü, demokrasi, insanca yaşam ve barışsa üstelik.

Şırnak’ta bir astsubay, evinde çocuklarının gözleri önünde öldürüldü. Gün boyu Türkiye televizyonlarının önemli bir kısmı bunu PKK’nin yapmış olmayacağı üzerinden yorumlar yaptı. İşin içinde başka şeyler olabileceği söylendi. Açıkçası birçoğumuz da böyle olmasını diledik. Üstelik haber üzerine astsubayın babası da Antalya’da yaşamını yitirmişti.

Ancak olayı HPG üstlendi. Astsubayın işkenceci bir Jitem mensubu olmasını gerekçe gösterdi. Bu ülkede işkenceci olan o kadar çok insan var ki… Hepsi evlerinde çocuklarının gözleri önünde mi öldürülecek? Bu çocuklarında yarın işkenceci olmaları mı isteniyor? Babaları ne olursa olsun onlar daha çocuk. Çocuklara dokunmak neden?

Uzun yıllardır Kürt sorunu nedeniyle şu ya da bu şekilde bedel ödemiş, mücadele vermiş ve vermeyi sürdüren insanlarız. Bazı şeyleri daha açık yürekli dile getirmek ve tartışmak zorundayız. Türkiye’de halkların kardeşliği hiç olmadığı kadar zarar görmüş durumda. Gelen her cenaze bu aileye ve yakın çevresine Kürtlerin bu ülkede yaşadığı ezilmişliği, isyanın sosyolojik nedenlerini anlatabilir misiniz?

Barış için son günlerde hızlanan tüm çabaları bir anda kesintiye uğratan, zaten çok zor kurulabilen empatiyi yok eden böylesine eylemleri haklı görebilir misiniz? Bunları tartışmak zorundayız. Aklı, vicdanı olan hiç kimse gerillanın dağdan inip teslim olmasını savunmuyor. Bunu isteyen savaştan yana olanlar. Oysa barış ve demokrasi savunucuları bu savaşın, şiddetin sürdürülmesinde Kürt halkının artık ne gibi bir menfaati olduğunu tartışmaya çalışıyor.

Ne yazık ki bilerek veya bilmeyerek bu tartışmaların önü derhal kesiliyor. Başbakanlığın yaptırdığı ve gazetelere yansıyan bu araştırma çok düşündürücüydü. Güneydoğu’da halkın yüzde 59’u topraksız. Ağanın toprağında çalışanların oranı ise yüzde 47,8 gibi bir rakam. Feodalizm, Kürt halkını kanser gibi kemiren bir olgu. Bu isyanın sol yanı işte tam da bu büyük sorunu yok etmek içindi. Önemli gelişmeler de sağlandı. Ancak 21.yüzyılda hala bu noktada olan Kürt halkı için yapılması gereken ne çok şey var.

Savaşın ve şiddetin sarmalı içinde yeni üretilen bin bir sorunla uğraşmak zorunda kalan bir halk, bir de dümanlaşmış bir kardeş halkla iç içe yaşamak zorunda. Evet… Durup düşünmek ve daha doğru tartışmak zorundayız. AKP Hükümetinin hakemlik görevi verdiği, Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ABD’ye de karşı çıkarak tartışmalıyız. Kadın ve ana yüreğim, aydın olma sorumluluğum ve feminist bakış açım bunu söylüyor.   

Scroll to Top