Projeciliğin faydaları ve zararları üzerine…

Projecilik ve kadın hareketi arasındaki ilişkinin tartışılmaya ve konuşulmaya çok ihtiyacı var.

Memlekete daha yeni gelen projecilik, kısa sürede yayıldı ve kadın hareketi üzerinde derin bir iz bırakmaya başladı bile. Bu cümleden sanki bir hastalıkmış gibi bir anlam çıkarılması mümkün. Fakat kastım bu değil.

Proje, esas itibariyle günlük yaşamımızın her alanında var. Yapmayı hedeflediğiniz herhangi bir işi planlamak ve uygulamak kısaca proje demek. Birey olarak da örgütlü olarak da yaşamımız, hedeflediğimiz projeleri başarıyla tamamlamak için geçip gidiyor. Türkiye’de örgütlü olmak, örgütünüzün ayakta kalması, kuruluş amaçları doğrultusunda iş yapması çok kolay değil.

Söz konusu olan kadın örgütlenmeleri ise bu iki kat daha zor. Ekonomik koşulları erkeklere göre daha sınırlı olan kadınların kurdukları örgütlenmelerde maddi sorunlar zamanla tüm sorunların önüne geçebiliyor. Devlet mekanizmalarından kadınlara pozitif destek sunmak gibi bir olanakta mümkün değil. Son yıllarda ve özellikle AB sürecinin kadınlara yarattığı bir imkan olarak projelerin maddi kaynak vermeleri söz konusu.

Alanınızla ilgili yazdığınız projeler karşılığında parayı alıp işinizi yapmanız mümkün. Bu önemli bir imkan ve sadece bu cepheden baktığınızda bu imkanın nesi kötü diyebilirsiniz? Şüphesiz amacınıza ulaşmak için zaman zaman projelere bir araç olarak başvurulması pek de kötü bir şey değil. Bu sayede pek çok kadın örgütü önemli şeyler yaptı ve yapıyor. Ancak proje, projeciliğe dönüşüp bir amaç haline gelince büyük zararlara yol açıyor.

Özellikle AB nin projelerini yazmak için bile bazı insanlar büyük paralar kazanmaya başladı.

Öte yandan, projeyi hayata geçirmek için yapmanız gereken o kadar çok ayrıntılı iş var ki. Siz iş yapmakla meşgulken arkanıza dönüp baktığınızda kimsenin kalmadığını fark ediyorsunuz. Kuruluş amacınız etrafında çok sayıda kadının örgütlenmesi gerekirken iş bitirme becerisi gelişmiş bir avuç kadınla kalıyorsunuz.

Bu da yeni bir kadın sınıfı yaratmaya başladı. Proje deneyimli kadınlar… “Eğitim şart! a ilaveten, İngilizce şart!” Oluyor. Ya da kadın meselesinin günün meselesi olduğunu fark eden uyanık erkekler eliyle bu işe koşulan kadınlar ve suni örgütlenmeler ortaya çıkıyor. Türkiye’de önemli bir ivme kazanmaya başlamış olan kadın hareketinin bu konuyla yüzleşmesi gerekiyor. Kürt kadınlarının da hızla bu rüzgara kapıldıklarını söylemek yanlış olmaz.

Daha çok kadının daha çok emeği üzerinden imkânlar yaratmak bir ütopya değil. Tarih bunun sayısız örnekleriyle dolu. Yaptığınız şeye olan inancınız tamsa imkânlar yaratılıyor. Kolay olan imkâna ulaşırken eksilerin ve artıların doğru değerlendirilmesi gerekiyor. Projeciliğin, Avrupa feminist hareketi üzerinde yarattığı olumsuzlukları bir ders olarak algılamakta fayda var. Proje düşmanlığı yapmadan, kadın hareketini geliştirecek bir rotaya sokmak hepimizin görevi.

Bu yıl içinde yayın hayatına başlayan ve iki sayısını çıkaran feminist dergi Amargi ’nin üçüncü sayısını kaçırmayın derim. Zira Aralık ayında çıkacak üçüncü sayıda projelerin kadın hareketine getirdiği eksiler ve artılar tartışılacak.

Üstelik bu mesele sadece kadınlarla sınırlı değil. Her yaş ve meslek grubunda benzer bir sorun yaşanıyor. Örneğin AB nin tarım politikalarına uyarlamak adına ekolojik tarım projeleri de çok revaçta. Ülkenin en ücra yerinde bile proje heyecanı yaşanıyor.

Scroll to Top