Kotayı konuşmanın tam zamanı!

Türkiye’de siyaset önemli bir sürece girdi. İktidar, bu güne kadar kendisine destek veren kesimlerden yoğun eleştiriler almaya başladı. Sermaye ve medya bunların başında geliyor.

En önemlisi de AKP içinde huzursuzluklar gün yüzüne çıktı ve kan kaybı başladı. Bir diğer kan kaybı ise iktidar partisi CHP’de yaşanıyor. Mecliste iki olan parti sayısı her gün artıyor. Merkez sağda toparlanmalar var. Sosyal demokrat cephede yeni parti arayışları sürüyor.

Tüm bu gelişmeler hemen değilse bile bir erken seçim olasılığını da beraberinde getiriyor.

Ben iki yıldan önce bir seçimin yapılmayacağını düşünüyorum ancak tüm bu hazırlıklar, süreci kısaltabilir. Üstelik iki yıl da uzun bir süre sayılmaz. Türkiye kadın hareketine mensup kadınlar da bu öngörü ile bir hazırlık içindeler. KADER başta olmak üzere birçok kadın örgütü siyasi partiler yasasında değişiklik yapılarak tüm partilere kadın kotası konması konusunda çalışmalar başlattı.

Kota uygulanan ülkelerde, kadınların siyasetteki temsiliyetlerinin artması konusunda olumlu sonuçlar alındı. Dünya üzerindeki birçok ülke, Birleşmiş Milletlerin, kadınlara karşı ayrımcılığın önlemesini ve daha adil bir oranda temsil edilmelerinin sağlanmasını öngören konvansiyonuna (CEDAW) taraf olarak yükümlülüklerini yerine getirmekteler. Son on yılda 22 ülke, kadınların temsil hakkını güvence altına aldı. Ayrıca 81 ülkede yapılan yasal düzenlemelerde her bir cinsiyetin en az yüzde 30 oranında temsil edilmesi zorunluluk haline getirildi. 60’ın üstünde ülkede ise yasal bir zorunluluk olmadan gönüllü olarak kota uygulaması sürmekte.

Ülkemizde ise yapılan son genel seçimlerde kadınların parlamentodaki temsiliyet oranı, hepinizin bildiği gibi yüzde 4’lerde kaldı. Şimdiden başlayarak siyasi partilerde ve seçim yasasında değişikliklerin yapılması için yoğun bir kampanya başlatmak gerekiyor. Üstelik yapılacak ilk seçimlerde bu değişikliklerin uygulanabilmesinin de sağlanması gerekiyor. Demokratik Özgür Kadın Hareketi olarak önümüzde böylesine acil bir çalışmanın olduğunu da görmemiz gerekiyor.

Aileden başlayarak kadınları ilgilendiren sorunlar her zaman “şimdi zamanı değil” şeklinde karşılanır. Medeni Yasa’nın geçişi sırasında meclise izlemeye gidiyorduk. O zamanın muhalefeti, şimdinin iktidarı olan milletvekilleri; “Nereden çıktı bu Medeni Yasa? Memleketin bunca sorunu var, ekonomik kriz var” şeklinde söze başlıyorlardı. Bunu anımsayınca, bizim cepheden de; “nereden çıktı bu kota? Irkçılık yükseliyor, operasyonlar hızlanıyor, işsizlik ve yoksulluk almış başını gidiyor” şeklinde bir tepkinin olacağını var saymak mümkün.

Doğrudur memleketin hali gerçekten kötü. Ancak bizler demokrasinin ön koşulunun cinsler arasındaki eşitlikten geçtiğine gerçekten inanıyorsak bu sorunun da hayati bir sorun olduğunu görmek zorundayız. Üstelik yıllardır kota uygulayan bir siyaset olmamıza rağmen son yerel seçimlerde yaşadıklarımızı hiç unutmamalıyız. Siyasetimizin hâkim olan eril yapısı kadınların iktidara gelmesini içine sindirmiş durumda değil. Bu gerçeği açık yüreklilikle görüp tartışmaya ihtiyaç var. Hem de bir an önce. Tamamen yok olmasa da en azından seçimlere on gün kala “nereden çıktı bu kota? Kadınlar da eşit yarışsınlar” gibi bir söylemin de önü kesilmiş olur.

Şu anda parlamentoda olan ve de bir sonraki seçimde parlamentoya girebilecek olan hiçbir siyasi partinin, yüzde 30 cins kotasını, barajın düşürülmesini ve de partiler arasında ittifak yapılmasını sağlayacak yasal düzenlemelere geçit vereceğine inanmıyorum. Ancak cinsiyet politikası samimi ve tutarlı olan partilerdeki kadınlarla, bağımsız kadın örgütlerinin vereceği mücadele ve dayanışma ile bunun başarılacağına inanıyorum. Bu nedenle kotayı konuşmanın tam zamanı.

Scroll to Top