Yeni açılan kurumlar eskiden daha heyecanlı karşılanırdı. Belki de yıpratılan bir alana dönüşen sivil örgütlenmeler eski heyecanı yaratmıyor. Ama biz yine de heyecanlıyız. Uzun süredir Ankara’da bir grup kadın, büyük bir özveri ile yeni bir kurumu ortaya çıkardı. Farklı çevrelerden, farklı yaşamlardan ama hepsi kadın meselesine duyarlı bu kadınlar, bir kooperatif kurdular.
Açılışı dün yapılan kooperatifin adı “KIRK ÖRÜK”. Kürtçe ’si çıl kezi. Aslında kadınların bir saç tarama biçimi. Eski yıllarda kalmış olsa da Türkiye, Ortadoğu, Afrika ve daha pek çok ülkede sürmekte olan bir gelenek aynı zamanda. Anlamı bize göre daha derin. Kadınların sabrını, dayanışmasını, yoksulluğunu ve yoksunluklarını da anlatıyor. Birbirine boncuklarla bağlanmış ve hiç kesilmeyen Kırkörüklü o saçlar, hepimize kim bilir daha neler çağrıştırıyor?
Adının özene bezene, çok isim arasından ve tartışarak seçilmesi uğraşılacak alanında zorluğundan geliyor. KIRK ÖRÜK, kadına yönelik şiddetle mücadele için kuruldu. Toplumun temeli olan aile içinden başlayan ve yaşamın her alanına yayılan şiddet olgusu hepimizin yaşamını çok yakından etkiliyor. Üstelik kurulduğu kent Ankara, kadınların şiddetle karşılaşma oranının çok yüksek olduğu bir il.
Yola çıkarken var olan kadın kurumlarından daha farklı olmayı hedefledi. Yatay ve demokratik bir işleyişi oturtmaya çaba harcıyor. Kapalı odalara hapsolmadan daha fazla kadınla buluşmayı, birlikte öğrenip birlikte çözüm üretmeyi başarmak istiyor. Bu isteğin çok kadının içinde olduğu ortaya çıktı. Çünkü kadınlar büyük bir istekle ve özveriyle çalışmalara katıldılar. Hepsi gönüllü ve kendiliğinden geldiler.
Sivil alana çok iş düşen günleri yaşıyoruz. Özellikle şiddet konusunda farkındalık yaratmak, bu kısır döngüyü kıracak çözümler üretmek ve meseleyle toplumu yüzleştirmek, hükümetlere, devlet mekanizmalarına demokratik baskı oluşturmak gerekiyor. Tüm bu çabalar toplumdaki zihniyet değişimini de hızlandıracak olgular. Şiddeti çözüp, sevgiyi örmeye azmetmiş bu kadınları zorlu bir uğraş bekliyor.
Kadın örgütlerinin temel problemlerinden biri de ekonomik sorunlar. Bununla baş etmeyi işin başında çözümlemek, denenmeye değerdi. Bu nedenle kooperatif olarak örgütlenildi. Mekanın aynı zamanda bir işletme olarak kurgulanması zorlayıcı oldu ama bu riski göze almak ve başarmak gerekiyordu. Ankara gibi bir metropolde bunları başarmakta çok sayıda kadının küçük ama birleşince büyüyen katkılarıyla oldu.
Uzun vadedeki en önemli hedefte kapsamlı bir sığınma evi kurabilmek. Kadınların hiçbir şekilde ötelenmeden, çocuklarıyla gelip şiddetten korunabilecekleri bir ev. Sadece sığınmak da değil, yeniden hayata dönebilecekleri, kendi ayakları üzerinde durabilecekleri, bir iş, bir meslek kazanabilecekleri bir mekanı yaratmak. Bunlar hayal değil. Üstelik kadınların büyük hayalleri olması, eninde sonunda bunları hayata geçirebileceklerini de muştalıyor.
Mart ayı, tarihimizde büyük acıların yaşandığı bir ay. Ama aynı zamanda doğanın uyanışı, yeni umutların uyanışı da. Newroz’u kutlayacağımız bu ayda yeni bir örgütlenmeyle bizde umutlarımız tazelemek istiyoruz. Newroz bayramın tüm halklara barış ve kardeşlik getirmesini bıkmadan usanmadan yineliyoruz. Umarım bu dileklerimize hizmet edebilecek bir
Newroz’u geride bırakabiliriz. Newroz kutlu olsun.
Ankara’daki kadınları mekânımıza bekliyoruz. Adres: GMK Bulvarı. No:14/4 Kızılay-Ankara
