Son yerel seçimler kadınlar açısından büyük bir düş kırıklığıyla sona erdi. Belediyelerde kadın temsiliyet oranı neredeyse aynı kaldı. Ancak muhtarlıklarda kadınların aday olma ve kazanma oranı görünmez bir şekilde yükselmeye başladı. Özellikle büyük kentlerde. Bu konuda sağlıklı bir sayıya ulaşabilmiş değiliz. Bu röportajımızda Ankara’nın Mamak semtine bir göz attık ve kazanmış bir kadın muhtarla ve onun örgütlü yapısıyla konuştuk.
Mamak semtinde toplam 8 kadın muhtarlığı kazandı. Üçü Ege mahallesinden. Emekçi Kadınlar Derneği’nin Ege Mahallesinde aday gösterdiği iki kadından biri olan ve Fahri Korutürk Mahallesi muhtarı seçilen Yeliz Akın, Şirintepe mahallesinden muhtar adayı olup oldukça yüksek oy almasına rağmen kazanamayan Funda Kangallı ve EKD yöneticisi Medine Adıgüzel’le seçim süreci ve mahallenin kadın sorunları üzerine konuştuk:
Fatma Vargün: İlk sorumuz muhtara… Kendinden biraz bahsedebilir misin?
Yeliz Akın: 26 yaşındayım. Bir oğlum var. Aslen Çorumluyum ama Ankara’da doğdum büyüdüm. Fahri Korutürk mahallesinde yaşıyorum.
Fatma Vargün: Muhtar adayı olmaya nasıl karar verdin?
Yeliz Akın: Tek başıma karar vermedim. EKD’yle ortak kararımızdı. Yerel seçimlere mahalleden kendi adaylarımızı çıkararak dâhil olmaya karar vermiştik. Daha önceki yıllarda hep başka adayları desteklemiştik. Arkadaşlarım beni önerdi. Bende düşündüm ve yapabileceğime inandım. Kadınların gücüne inandığımdan dolayı…
Fatma Vargün: Kaç yıldır örgütlü çalışmanın içindesin?
Yeliz Akın: 6 yıldır EKD içerisindeyim.
Fatma Vargün: Medine, EKD olarak iki kadın aday gösterdiniz. İkisi de gençti. Bu alışılagelmişin dışındaydı. Olumlu olumsuz nasıl tepkiler aldınız?
Medine Adıgüzel: Aslında EKD olarak bu seçimlerde kendi kadın adaylarımızla katılmak merkezi bir kararımızdı. Özellikle yerel seçimler olması bizim için önemliydi. Çünkü 2004 yılından beri yerel seçimlerle ilgili çok yoğun tartışmalar yürütmüştük. Yerellerde kadın sorunlarına hakim olabilmek, bu sorunları çözebilmek ve yerellerde kadın örgütlülüğünü sağlayabilmek için bir hedefimiz vardı. Bu hedefler doğrultusunda dört beş yıldır çok yoğun çalışmalar yürütüyoruz bu mahallede. Kendi aramızda yürüttüğümüz tartışmalarla bu mahallede kimi aday göstereceğimizi, hangi mahallerde aday göstereceğimizi tartıştık. Çalışma yürüttüğümüz bölge çok geniş ve bir çok mahalle var.
Adaylarımız gençti. Ama genç olmalarını özellikle istedik. Yerel seçimlerde çalışma yürütmek çok enerji istiyordu. Ayrıca gençleri etkilemesi de önemliydi. Gençlerin sesini duyurmak, taleplerini dile getirmek önemliydi. Muhtar adaylarının genç olması alışagelmişin dışındaydı. Gençler bu işi yapabilir mi gibi çeşitli endişeleri olanlar da vardı. Seçimlerden sonra genç adayların olumlu yönlerinin, kazanımların daha fazla olduğunu gördük.
Fatma Vargün: Kaç aday gösterdiniz?
Medine Adıgüzel: Ankara’ da iki adayımız vardı. Şirintepe Mahallesinde Funda Kangallı, Fahri Korutürk Mahallesinde Yeliz Akın’ı aday gösterdik.
Fatma Vargün: Propaganda sürecini nasıl örgütlediniz? Yaşadığınız zorluk ve kolaylıklardan bahsedebilir misin?
Medine Adıgüzel: Öncelikle çalışmalarımızda planlı olmayı hedefledik. 15 Aralık da başladık. Aslında bir yıl önce çalışmaya başlamıştık. Bu çalışmalarımız içersinde muhtarların yetki alanlarını, yapabileceklerini de araştırdık. Aday göstereceğimiz mahallerin özgün yapısını ve şu anda muhtar olanları da araştırdık. Örneğin Fahri Korutürk Mahallesinin muhtarı tacizciymiş ve kadınlar bundan rahatsızmış. Yeliz’in kadınlara destek vermesinde bunun önemli bir rolü oldu. 3 aylık plan yapmıştık. İlk ay mahallemizdeki sorunları tanımak istedik. Önce yeni yıl kartları hazırladık ve tek tek evleri gezdik. Bu çalışmayı mahalleyi tanıyan arkadaşlarla yaptık. Böylece mahalledeki kadınların taleplerini öğrendik. Çalışmalar doğrultusunda aday broşürleri ve afişlerini çıkardık. Sloganlarımızı ve projelerimizi mahalle çalışmalarından belirledik.
Daha sonra mahallede bir aşure günü düzenledik. Aşure günü adaylarımızı tanıttığımız ilk kitlesel eylemimiz oldu. Bine yakın katılım oldu. Hem neden aday çıkardığımızı anlattık hem de derneğimizi tanıttık. Yerel seçimlerin önemini anlattık. Adaylarımız da çıkıp kendilerini tanıttılar ve destek istediler.
Bire bir ev toplantıları ile afiş ve broşürlerimizin dağıtımı için plan yaptık. Bir ay çalışma yürüttük. Kadınlarla ev toplantıları yapmaya büyük özen gösterdik. Bu çalışma boyunca, çalışmaya katılanların yüzde doksanı kadındı. Ve çoğunluğu EKD’liydi. Ya da bu süreçte ilişkilenmişti. Çalışmaları bu mahallede yaşayan kadınlar yürüttü. Onlar kendi komşuları, arkadaşları, yakınlarıyla ev, apartman toplantıları aldılar. Çat kapı ev ziyaretleri yaptık. Hiç tanımadığımız kadınlara gittik… Kadınlarla daha çok konuştuk. Daha çok kadınların evde olduğu gündüz saatlerinde çalışma yaptık.
Fatma Vargün: Tepkiler nasıldı?
Medine Adıgüzel: Çok çok iyiydi. Birçok kadından şunu duyduk; “Yıllardır bende aday olmayı çok istedim. Ama bir türlü cesaret edemedim. Sizi görmek, gençleri, kadınları, özellikle bir kadın derneği ile görmek beni cesaretlendirdi.” Kadınlardan çok olumlu tepkiler aldık. Kapısını suratımıza çarpan kadın hiç olmadı. Aksine evlerine davet ettiler, sohbet ettiler. Çalışma boyunca günümüzü saati saatine planladığımıza rağmen yetişemiyorduk…
Fatma Vargün: Ne gibi şeyler söylüyorlardı?
Medine Adıgüzel: İşsizlik, yoksulluk hemen hemen hepsinin problemiydi. Çöp sorunu, sokak aydınlanması, otobüs duraklarının birbirine yakınlaştırılması başlıca sorunlardı. Kadın olarak aday olmaya cesaret etmemizi takdir ettiler. Kazanamazsanız bile yanınızdayız diyorlardı. Ücretsiz kreş sık sık soruldu. Belediye yardımlarının daha adil dağıtılması kadınlar tarafından çok dile getirildi. Bu mahalle çok fakir bir mahalle ve kadınlar belediye, çeşitli vakıf ve sosyal derneklerden yardım alıyor ya da almak istiyor. Bunların adil dağılacağına söz veriyor musunuz diyorlardı. Bazı kadınlar biz de kadın lokali, kadın kahvesi kurabiliriz dediler. Muhtarımız kadın olursa daha rahat gidebiliriz. Şimdi gittiğimizde azarlanıyoruz. Daha çok erkekler oralarda oturuyorlar diyorlardı.
Fatma Vargün: Peki erkeklerin tepkisi nasıldı?
Medine Adıgüzel: Çok küçük de olsa bazı erkek adayların adaylarımızın evine kadar gidip tebrik ettiği örnekler oldu. Yüzümüze karşı bir tepki dile gelmedi. Ama kadınlarla görüşmelerimizde akşamları erkek ve kadınlarla yapılan toplantılarda ”bunlar mı mahallenin işlerini yapacaklar” şeklindeki konuşmaların yapıldığını duyduk. “Ben size vermeyeceğim ama karım takmış kafayı size oy verecek. Ne dediysem vazgeçiremedim” diyen erkeklerde oldu, yaşayan kadınların çoğu ev eksenli ya da iş çıkınca gidip çalışan kadınlar. Özellikle bu kadınlar kadın adayları daha olumlu buldular…
Fatma Vargün: Tam da burada bir şey soracağım. Sence böyle yoksul semtlerin dışında hali vakti daha yerinde kadınların oturduğu mahallerle sizin çalıştığınız mahaller arasında fark var mı? Hangisi daha heyecan verici olurdu senin için?
Yeliz Akın: İkisi arasında bence şöyle bir fark var. Biz gerçekten ev emekçisi ezilen kadınların oturduğu mahallede çalışma yürütmek zorundaydık. Ben öyle düşünüyorum. Çünkü ulaşılması gereken ama ulaşılamayan çok sayıda kadın vardı Fahri Korutürk mahallesinde. Çok sayıda kadınla ilişki kurduk. Bir sürü hayatlar gördük. İşte ne bileyim ezileni, aç kalanı… Çalışan kadından ziyade çalışmayan kadının bize daha çok ihtiyacı vardı; onlar sürekli mahallerde oldukları için zaten kendi mahallelerini kendileri gibi birinin yönetmesi gerektiğini düşündük.
Fatma Vargün: Diğer muhtar adaylarından farklı olarak neler vaat ettiniz?
Yeliz Akın: Ben diğer muhtar adaylarından gerçekten çok farklıydım. Hepsi ev sahibiydi, ben kiracıydım… (gülüşmeler) Bu diğer adaylar tarafından çok kullanıldı. İşte ev sahibi bile değil, parası yok… Biz “birlikte olursak bir şeyleri değiştirebiliriz” mesajını vermeye çalıştık.
Hakikatten gecekonduda oturup hiç param olmadan aday oldum. Çok küçük bir seçim bürosu tuttuk. Yaşanmayacak bir yerdi. Sabahlara kadar mahalleden kadınlarla afişleme yaptık. Kadın çayları yaptık.
Medine Adıgüzel: Fundanın aday olduğu mahallede fundanın dışında iki erkek aday vardı. Ve ikisinin de aza adayları arasında tek bir kadın bile yoktu. Yine Yeliz’in bölgesindeki erkek adayların da hiç kadın aza adayı yoktu. Kadına dair hiç bir projeleri, sözleri yoktu. Bizim broşürlerimizde sıraladığımız projelerin ilk sırası hep kadınlara yönelikti. Buradaki kadınların sorunları hep alt yapı sorunu. Örneğin çöp sorunu. Çöpler birikiyor ve çocuklar bununla oynuyor. Sağlık sorunları oluyor. Tüberküloz hastalığı çok yaygın. Yine yardımlar için muhtara, belediyeye giden sıra bekleyen hep kadınlar.
Fatma Vargün: Mahalleye yönelik somut projeleriniz var mı?
Yeliz Akın: Ücretsiz kreş sözümüz var. 5 mahallede bir tane sağlık ocağı var. Fahri Korutürk’te sağlık ocağımız yok. Bunun açılması için başvurumuz olacak. Onun dışında, hiç tiyatroya gitmeyen çocuklar var. Sinemaya gitmeyen kadınlar var. Sinemaya gidemezsek bile getirmeyi düşünüyoruz… Onu da yaptık. 8 Martta otobüs tutup götürdük.
Fatma Vargün: Funda sen de adaydın ama kazanamadın. Oy oranın nasıldı?
Funda Kangallı: Çok iyiydi. Mahalleye oranla, geçen dönemki kadın adaylara oranla… Şirintepe’de biraz hemşericilik de vardı. Mahallenin çoğunluğunu, yüzde doksanını Çorumlular oluşturuyor. Ben Çorumlu değildim ve mahallede yeniydim. İki yıldır bu mahallede oturuyordum. Gençtim. Ben Erzurumluyum, Aydın’dan geldim. Ve 700 oy aldık. Bu mahallede 3 dönemdir kazanan kadın adaylar var ve onlar 650 oy almıştı. Yani aşılmak istenen bir sınır var. Ama yıkamıyorlar. Umarım bir dahaki dönemde yıkılacaktır.
Fatma Vargün: Bu deneyiminizden hareketle Türkiye kadın hareketine mesajınız ne olacak?
Medine Adıgüzel: Türkiye’deki bütün kadın örgütlerinin mahallerde kadın çalışmasına önem vermeleri gerekiyor. Kadınların bire bir yaşam alanlarında olmak. Onlarla birlikte tartışmak, sorunlarını birlikte tespit etmek ve çözüm yollarını da birlikte aramak, kadın hareketinin de. Kadın hareketini bu süreçte kadınlarla daha fazla tartışma fırsatı bulduk. Bunun derneğimize çok büyük bir kazanımı oldu. 8 Mart’a 3 otobüs kadınla gittik. Ve kadınlar çok mutlu oldu. Hayatında ilk kez bir 8 Mart’a giden kadınlar vardı. Slogan atmayı bilmiyorlardı. Eylemde herkes pankartın önünde duruyordu. Pankartı çekince düşecekler sandık (gülüşmeler…) Ama gerçekten çok hoştu. Biz bu çalışmalarla gücümüzün olduğunu, kadınlarda birlikte bir şeyleri değiştirebileceğimizi gördük. Mahallelerde kadın örgütlerinin sayısının artması gerekiyor.
Fatma Vargün: Türkiye’de siyasetten örgütlü yapıdan bir korku var. Bunu nasıl aştınız?
Medine Adıgüzel: Derneğiniz bağımsız mı, bir partiye bağlımı soruları soruldu. Hatta EKD yi EL Kaide diye anlayanlar olmuştu! Bu korkuları onlarla sürekli konuştuk; yani biz de öteki kadınlar değildik. Onlardan biriydik o mahallerde aynı şartlarda, aynı sorunlarla yaşıyorduk.
Fatma Vargün: Peki sen bu süreçte eşinle sorun yaşadın mı?
Yeliz Akın: Arkadaşlarımdan sonra en büyük destekçimdi. Beraber çalıştık. Sabaha kadar afişlerimiz o yapmıştır… Çevreye de olumlu bir mesaj vermiş olduk. Bana verdiği destekten dolayı. Annemle biraz sorun yaşayabilecek gibiydim. Ama o da buradaki ilk yemekte çalışmayı, kalabalığı görünce rahatladı.
Fatma Vargün: Söyleşi için hepinize çok teşekkür ediyorum ve Yeliz sana da başarılı bir muhtarlık dönemi diliyorum.
Amargi Dergi – Sayı:13 syf:43
