Yerel yönetim seçimlerine az bir süre kaldı ve siyasi partiler belediye başkanlıkları için adaylarını büyük ölçüde açıkladılar. Ancak meclis üyelikleri ile bazı belediyelerin adaylarının açıklanması dergimizin basım süresine yetişmedi. Bu nedenle tam bir değerlendirme yapmak mümkün görünmüyor.
Yine de “görünen köy kılavuz istemez” demişler. Şu ana kadar ilan edilen adayların cinsiyet tablosuna baktığımızda esas siyaset bir kez daha erkeklere teslim edilmiş görünüyor. Üstelik koskocaman 5 yıl için. Önemli bir zaman parçası ve bu süre içinde yine belediyeler ezici çoğunlukla erkekler tarafından yönetilecek.
İktidar partisi AKP oy düşüşünü son zamanlarda durdurmuş, hatta oylarını tekrar yükseltmiş gibi görünüyor. Özellikle Kürtlerin oylarındaki düşüş karşısında Radyo ŞEŞ ile önemli bir çıkış yaptı. Birçok Kürt, “bizim karnımız bunlara tok” dese de devletin resmi radyosunda bunca yıldır varlığı inkâr edilen Kürtçe yayın yapacak bir kanalın faaliyete geçmesi önemliydi. İsrail’in Filistin’e yönelik yeni saldırısını da iç politika malzemesi olarak kullanmayı, başardılar. Öte yandan bu kriz içinde oluk gibi vatandaşlara akıtılan “seçim yardımları” ile her zamanki yöntemleri kullanmayı sürdürüyorlar.
Tüm bunlardan demem o ki, AKP 3000’e yakın belediyenin ezici çoğunluğunu kazanacak görünüyor. Muhafazakârlığını her fırsatta tekrar eden, , pratik uygulamalarında da bunu fazlasıyla gösteren AKP, 2009 yerel seçimlerinde yüzde 20 kadın kotasını fiilen uygulayacağını açıklamıştı. Ancak sadece Ordu’da il belediye başkanlığına kadın aday gösterdiler. Bu ilde uzun yıllardır sosyal demokrat geleneklere ait adayların seçim kazanmış olması dikkate alındığında AKP’den kadın il belediye başkanı yok demek gerekiyor.
Ordu ili ile birlikte ilçe ve beldelerde gösterdikleri kadın başkan aday sayıları şu anda sadece 14. Bu dönemde AKP açısından dikkate değer bir nokta ise kadınların aday adaylıklara başvurularının bir önceki döneme oranla çok daha düşük olması. Demek ki AKP’li kadınlar bir küskünlük yaşıyor. Oysa parti çalışmalarında büyük emekleri ve çabaları var. Partili kadınların açıklamaları meclis üyeliklerinde her 3 kişiden birinin kadın olacağı yönünde. Bakalım bu gerçeğe dönüşebilecek mi?
MHP her zamanki gibi bir kadın sorunu tespiti yapmamayı sürdürüyor. Herhangi bir il belediye başkanlığına kadın aday göstermedi. Çeşitli ilçe ve beldelerde toplam 17 kadın adayı var. Kaçının seçilebilecek yerden olduğunu bilmiyoruz.
Bu seçimlerde en şaşırtıcı olanı CHP’ydi. Toplam 7 il belediye başkanlığına kadın aday gösterdiler. Bunlardan üçünün kazanma şansının yüksek olduğu söyleniyor. Ancak ilçe ve beldelerde kadın adayları yok denecek kadar az. Bu durumu, kadınları şehirlerde aday göstererek aslında kadın politikalarının olmadığını görünmez kılmak için yapıyor olabilirler.
Siyasi partiler içinde kadın temsili konusunda iddiası ve yaptırımı olan parti DTP ise yüzde 40 kotayı tutturacak şekilde kadın aday belirledi. Kadın aday sayısı 17 olmakla birlikte kazanması kesin olan yerlere kadın adayları yerleştirdiklerini açıkladılar. Ancak DTP’nin bunca iddiaya rağmen iki ilde kadın adayları var ve bu iki il de kazanması garanti olmayan iller. Yani Diyarbakır, Batman gibi büyük illerde kadın aday yok. Bir başka sıkıntı, kadınların bir bölümünün kendi memleketleri dışında aday gösterilmiş olması. Yani yerel siyasetin merkezden atanarak sürdürülmesi. Bu problemin yanı sıra önce yerlerin tespit edilerek, erkek adayların aday olmasına izin verilmeyen, yine erkeklerin aday oldukları yerlerde de kadınların yarışmasına fırsat vermeyen bir kota yönteminin sürdürülüyor olması. Bu yöntem de zaman içinde çok çeşitli sıkıntılara yol açabilecek gibi görünüyor.
Belediye ve İl Genel Meclisi ile muhtar adaylıklarındaki kadın oranını şu ana kadar göremiyoruz. Eril parti yapılanması içinde kadınlarla ilgili bilgilerin ayrı arşivlenmiyor olması nedeniyle, kadınlarla ilgili sayılara partiler kanalıyla ulaşmak mümkün olmuyor. Bu konuda sadece AKP ve DTP’nin daha yerleşmiş bir geleneği var ve daha kolay bilgi edinmek mümkün.
Seçim sonuçlarının, yerel siyasette kadından yana sonuçlanmayacağı anlaşılıyor. Bir önceki dönemle kıyaslandığında artıştan bahsedebiliriz ama bu tablo Türkiye kadın hareketinin ve özellikle KADER’in yoğun çabalarının, siyasi partilerde ve Türkiye’nin her yerinde mücadele eden kadınların emeğinin karşılığı olmayacak gibi görünüyor.
Amargi Dergi – Sayı:12 syf:56
