Kadınlara yine geçit yok! 

“Şapka düştü, kel göründü!” diye bir laf vardır. Milletvekili aday listeleri açıklandığında tam da böyle oldu. Görünen kel, tüm partilerin erilliğinin yine orta yere çıkmasıydı. Tabii ki çok şaşırmadık. Bunca yılın erkek siyaseti birden bire kadınları gören bir siyaset anlayışına bürünecek değildi. Yine de uzun bir süredir kadınların siyasette var olmasının önemini anlamış gibi ifade eden ve “bu sefer çok daha fazla kadın meclise gidecek” sözü veren parti ve liderlerinin taahhütleri kocaman bir yalan olarak siyasi tarihe yazıldı.

Kamuoyu araştırmalarının ve tahminlerin doğru çıkması halinde 12. dönem milletvekillerinin ortalama elli tanesinin kadın olma olasılığı var. Bu rakam bir önceki sayının iki katı ama %10’ları ancak buluyor. CHP, AKP, DP, MHP, GP ve ANAP ilk üç sırada doksan üç kadını aday olarak gösterdi. Bu rakamın oranı %6,55, erkeklerin oranı ise %93,35. DTP’nin bağımsız adaylarının toplam içinde gösterdiği kadın sayısı ise %20 leri bulmadı.

Ancak DTP, seçilebilecekler üzerinden %40 hesabı yaptığını söylüyor. Bu durumda yorum yapmak için seçim sonuçlarına bakıp durumu görmek gerekiyor. Siyasi partilerin erkek liderlerinin hemen hemen hepsinin ortak bir söylemi var; kadınlar aday olmuyor. Oysa bu seçimde DTP dışında tüm partilere eskiye oranla çok sayıda aday adayı başvurusu yapıldı. AKP’ye dört yüz elli dört kadın başvurdu ve bunların on iki tanesi ilk üç sırada aday gösterildi. Oranı %5,15. Laikliği kadın bedeni üzerinden tanımlayan ve kendisini laikliğin bekçisi olarak gören CHP ise kadın kıyımının en yoğun yaşandığı siyasi parti oldu. Öncelikle “eşitlik” politikaları gereğince aday adayı olan kadınlardan üç milyar para aldılar. Bunu veremeyen pek çok kadın aday adayı bile olamadı. Parayı verip aday adayı olmayı başaran kadın sayısı iki yüz kırk altı. Bunlardan on üç tanesi ilk üç sıraya yerleştirildi. Oranı ise %5,58.

Barajı aşması muhtemel görünen MHP ise partiler arasında erkek olması ile tanınıyor. MHP’ye de iki yüz elli bir kadın başvuru yaptı. Bunlardan beş tanesi ilk üç sıraya yerleşti. Oranı %2,15. TKP en fazla kadın aday gösteren parti oldu. Genç Parti’de de başvuru sayısı ve aday gösterilme oranı diğer partilere oranla yüksek. Toplam dokuz yüz seksen kadın aday adayı oldu. Bunlardan otuz tanesi ilk üç sırada aday gösterildi. Oranı ise %12,88. ANAP’a başvuran kadınların sayısı da altı yüz doksan yedi. Başvuranlar arasından yirmi beş kadın ilk üç sırada aday gösterildi. Oranı %10,75.

Kadın hareketinde uzun yıllardır çalışan pek çok kadın, bu seçimlerde çeşitli partilerden aday adayı oldular. Cumhuriyet mitinglerinin mimarlarından Nur Serter CHP’den kabul görürken, Şenal Saruhan listeye giremedi. Adını burada saymayı uygun görmediğim pek çok kadın aktivist, partilerin milletvekili seçmeye uygun görmediği isimler oldu.

Bu noktada aynanın öteki yüzüne de bakmakta fayda var. Kadınların siyasette temsilinin bir demokrasi sorunu olduğu ve mutlaka aşılması gerektiği bir gerçek. Ancak salt kadın olmanın siyasi partilerde seçilebilmek için tartışılmaz bir koşul olduğunu düşünmek de çok sıkıntılı bir durum. Tam da erkek siyaseti. Her şeye rağmen ben olmalıyım ve seçilmeliyim dayatması kadın politikası olamaz. Nitelik ise erkek ve kadın tüm adaylarda aranması gereken koşullar. Sadece kadına mahsus bir nitelik arayışı kabul edilemez.

Ancak kadınlarında aday oldukları siyasi partiye inanç bağlılıkları ve bunun ötesinde de teşkilatları tanıması gerekir. Yerelden yapılmayan siyasetin demokratik olmadığını biliyoruz.

Siyasete büyük yaralar açan merkezi siyasetin giderek aşılması ve azalması gerekirken bu seçimlerde yerel siyasetin çok daha ötelendiği görüldü. Birçok kadın hayatı boyunca herhangi bir partinin kapısını çalmamışken milletvekili olmak istedi ve olmayınca kırıldı, kızdı. Galiba kadınların siyasete ısınmaları ve daha aktif olma isteklerinde önemli bir aşamayı yaşıyoruz. Zamanla olgunlaşması mümkün. Siyasetin genelindeki bu çocuk halinin bir an önce tükenmesi ise çok acil. Vekilliğin ayrıcalıkları kaldırılırsa belki bu süreç hızlanır.

Scroll to Top