Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, sadece sivil toplum örgütlerinin inisiyatifinde gelişemeyecek kadar önemli ve kapsamlı bir konu. Bunun için, devletin bazı mekanizmaları oluşturması ve bir devlet politikası olarak içselleştirmesi, iş başına gelen hükümetlerin de, bu mekanizmaları daha da geliştirmesi ve bunu yaparken olması gereken kolaylaştırıcı rolünü oynaması gerekiyor. Bu nokta da sivil kadın kurumlarına büyük iş düşüyor.
Bunun için, öncelikle Türkiye’de kadının toplum içindeki yerini ve durumunu daha iyiye götürecek hangi mekanizmaların olduğuna bir göz atalım:
1-Başbakanlığa bağlı Kurumlar:
a) Kadın Sorunlarından Sorumlu Devlet Bakanlığı,
b) Kadın Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü (KSSGM),
c) Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK),
d) Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı,
e) Özürlüler İdaresi Başkanlığı,
f) Devlet Planlama Teşkilatı Kadın Sektörü.
2- Devlet İstatistik Enstitüsü Toplumsal Yapı ve Kadın İstatistikleri Şube Müdürlüğü (TOYAK)
3- Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı Ayrımcılığın Önlenmesi ve Kadın-Erkek Eşitliği Birimi.
4- İstanbul’da İstanbul ve Marmara Üniversitesi, Ankara’da Ankara ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Adana’da Çukurova Üniversitesinde Kadın Araştırma ve Uygulama Merkezleri.
5- Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına bağlı Kadın Şubesi.
Her biri ayrı bir araştırma konusu olan bu kurumlara değinmeden bu yazıda sadece KSSGM üzerinde durmak istiyorum.
KSSGM:
Osmanlıdan günümüze tüm ülkeye yayılmasa da bir kadın mücadelesi ve çabasının varlığı inkâr edilemez. Ancak tüm bu çabalar devlet sistemi içinde kadınlara dair mekanizmaların oluşmasında temel itici güç olamamıştır. Bu mekanizmaların kurulmasının gerekli olduğu fikri uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) hazırladığı metinlerden kaynaklanmıştır. Başlangıçta kadının çalışma yaşamı üzerinde yoğunlaşmış, daha sonra yaşamın diğer alanlarına kaymıştır. İkinci itici güç, BM tarafından 1975 yılında ilan edilen “Uluslararası Kadın Yılı” olmuştur.
Avrupa’da kadın-erkek eşitliği konusunun kurumsallaşması 1970’li yıllarda başlamıştır. Türkiye’de ise 1987 yılında DPT bünyesinde kurulan “Kadına Yönelik Politikalar Danışma Kurulu” ilk resmi mekanizmadır. Ancak CEDAW’ın 6. Beş Yıllık Kalkınma Planı ve Nairobi İleriye Yönelik Stratejileri KSSGM’nin kuruluşunu mecbur kılmıştır. 25 Ekim 1990 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olarak kurulan KSSGM, 1991 yılında Başbakanlığa bağlanarak kadın konuları ile ilgili bir devlet bakanlığı sorumluluğuna verilmiştir. 19 Kasım 1991 tarihinde kurulan 49. Hükümet tarafından ilk defa bir devlet bakanı Kadın, Aile ve Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Bakan olarak görevlendirilmiştir. O tarihten günümüze, ikisi erkek olmak üzere toplam 9 bakan “Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan” olarak görev yapmıştır.
KSSGM’yi yeniden yapılandırma çalışmaları iki kez Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiştir. O gündem bu güne kalıcı bir yapıya kavuşturulamamış, kısıtlı bir bütçe ve personel sayısı ile çalışmalarını sürdürmekte. Genel Müdürlüğün Teşkilat Yasa Tasarısı 24.07.2003 tarihinden bu yana TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda beklemekte. Teşkilat Yasası çıkarılmadığından bir bütçesi ve yerel teşkilatları olmayan kurum, Ankara’da 21’i kadrolu (bunlardan 5 tanesi erkek) olmak üzere 30’a yakın personelle faaliyetlerini sürdürmekte.
Kuruluş Amacı:
Kadının eğitim seviyesini yükseltmek,
Tarım, sanayi ve hizmetler kesiminde ekonomik hayata katılımını arttırmak,
Kadının sağlık, sosyal ve hukuki güvenliğini sağlamak,
Böylece, kadının statüsünü genel olarak geliştirmek üzere, eşitlik içinde sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi alanlarda hak ettiği statüyü kazandırmak.
Görevleri:
Kadına karşı her türlü ayrımcılığı önlemek, kadın haklarını geliştirmek, kadını yaşamın tüm alanlarında etkin olması ve kalkınmadan eşit pay alması için temel politika ve programlara esas olacak, inceleme araştırma ve projeler yapmak,
Kadına yönelik şiddet ve tacizi engellemek için çalışmalarda bulunmak, kadının sorunlarına yardımcı olmak,
Yasalarla verilen hakların kullanımı için kamuoyu oluşturmak,
Kadınların bilinçlenmelerini sağlamak,
Görev konularında bilgi sistemi, kütüphane, arşiv ve dokümantasyon merkezleri kurmak, istatistik oluşturmak, basın yayın ve eğitim faaliyetlerinde bulunmak, ulusal ve uluslararası toplantılar düzenlemek.
Sivil Toplum Kuruluşları, Yerel Yönetimler, Uluslararası Örgütlerle işbirliği geliştirmek, kadın birimleri oluşmasını teşvik etmek, şeklinde özetlenebilir.
Sonuç olarak; devlet mekanizmaları içinde yer alan kurumlar, bugün ülkemizde kadının içinde bulunduğu sorunlara cevap verebilecek düzeyden özellikle de kolaylaştırıcı ve ön açıcı rolünü oynamaktan uzak durmakta. Tüm bu mekanizmaların ülkemizde yaşayan bütün kadınları için daha görünür, bilinir ve uygulanabilir olması için yeterli yasal mevzuatın olmadığı ve en önemlisi de hükümetlerin kadın sorunları için gerekli bir bütçe ayırmadıkları görülmekte. İktidara gelen ve hükümet olan siyasi partilerin, kadın politikaları olmaması bu sonuçları yaratan önemli bir etkendir.
Gündem Gazete Kadın Eki
