28 Mart yerel seçimlerinin üzerinden neredeyse üç yıla yakın bir süre geçti. Ve ilk kez DEHAP’lı kadın meclis üyeleri, 12-15 Kasım tarihlerinde bir araya gelebildiler. Seçilen tüm meclis üyeleri katılamamış olsa da bir araya gelindiğinde bunun ne kadar önemli bir ihtiyaç olduğu açığa çıktı.
Bu güzel organizasyon, İsveç Jarfalla Belediyesi Sol Parti Grubu ve Diyarbakır- Sur Belediyeleri arasında 3 yıldır süren eğitim ve karşılıklı deneyim alışverişi projesi kapsamında hayata geçirilmişti. Bunda yıllardır İsveç Sol Parti’de yer alan dostumuz Naile Aras’ın büyük katkısı olmuştu. Stockholm’den Belediye Başkan Yardımcısı Ann Margarethe Livh’in katılımı ise İsveç deneyimini canlı bir tanıklıkla dinlememizi sağladı.
Batman, Bismil, Silopi, Şırnak, Viranşehir, Nusaybin, Hakkâri, Mardin, Kozluk, Gercüş, Diyarbakır, Kızıltepe, Bulanık, Doğubeyazıt, Bingöl ve Lice’den katılan kadın meclis üyeleri son derece renkli bir görüntü oluşturdular. Yaşadıkları sıkıntıları açıklıkla ifade eden ama son derece umutlu olan duruşları çok ders vericiydi. Öğrenmeye ve daha iyisini yapmaya dair istekliydiler.
Toplantının mekânı olarak Mardin’in seçilmesi de ayrı bir keyifti. Mardin büyüleyici bir şehir ve bir şehir ancak bu kadar güzel planlanabilir. Son gün Mardin’in o tarihi dokusunu biraz daha yakından görme fırsatımız oldu. Bu güzelliklerin neden barış içinde ve ülkede yaşayan herkese sunulamadığı insanın içini ezen bir soru oldu yine. Üstelik eğitim çalışmasının yapıldığı günler, aklımız Şemdinli’de yaşananlara takılıydı. Haber saatlerini kaçırmamaya çalıştık.
Eğitim programı sade ve doyurucu planlanmıştı. Her konu, derinine inilemese de çok eksik kaldı izlenimi yaratmadan tamamlandı. Sanırım organizasyonu yapan Nevim Yakut ve Figen Kaplan’ın o sakin kişilik yapılarının da bir yansımasıydı. Bu tür organizasyonlarda olabilecek bazı sıkıntıları da bize fark ettirmeden sakince çözümlediler.
Feminizm, Medeni Kanunun Getirdiği Değişiklikler, Genel ve Yerel Siyasette Kadın konuları, konu aktarımları ardından verilen süreler içinde tartışıldı. Kadınların siyaset içinde var olmaları önündeki sıkıntılar ortaya kondu. Aslında hepimizin yaşadığı sıkıntılar birbirine çok benziyordu. Ve her şey gelip zihniyet meselesinde düğümleniyordu. Bu düğümü çözmek için biz kadınların yapması gereken daha çok şey olduğunu, sabır ve inatla bu işin üstesinden gelineceğini düşündük.
İsveç’ten gelen konuğumuz Ann Livh; ‘sizin bu yaşadıklarınızı bizde 60’lı yıllara kadar yaşadık’ dedi. İsveç’te 1960-70 yılları arasında sol kesimde güçlü bir kadın hareketinin geliştiğini, parti dışındaki kadınlarla birleşerek özgün bir kadın çalışması başlattıklarını, ilk kez bu tarihlerde partilerini ve toplumu dönüştürecek stratejiler belirlemeye başladıklarını anlattı. 1960-90 yılları arasında kotayı tartışmaya başlamışlar ve ilk kez 1994 yılında fermuar kotasını uygulamışlar. Kotayı, partinin tüm organlarına ve hayatın her alanına yaydıklarını, bu konuda başarılı olduklarını ilave etti. Ancak bize göre çok daha ileri bir demokratik yapıya sahip olmalarına rağmen İsveç’te cinsler arasında eşitliğin tam sağlanamadığı, ev işlerini çoğunlukla hala kadınların yaptığını, şiddet görme oranlarının az olmadığını da belirtti.
İsveç Belediyeleri, bizden çok farklı bir yapılanmaya sahip. Belediye başkanlarının seçimlerde ‘başkan’ olarak seçilmemeleri bizim için ilginç bir uygulamaydı. Seçilen encümenler arasında bir sorumlu ve 2 yardımcı seçiliyor. Ve bu sorumlu, belediye başkanı olarak görev yapıyormuş. Ayrıca Stockholm belediyesinin 46 bin çalışanı, vergilerini belediyeye ödüyorlarmış. Bu yüzden, Livh; ‘Belediyeyi bir hükümet gibi tasavvur edebilirsiniz’ diyerek yerel yönetimlerin özerkliklerini açık bir şekilde ortaya koydu. Ankara Üniversitesi akademisyenlerinden Ayten Alkan’ın bizim yerel yönetim mevzuatını anlatırken; aradaki yapılanma farkı ve Türkiye’deki belediyelerin merkezi sisteme olan bağımlılıklarının daha çok farkına vardık.
Diyarbakır’da faaliyet gösteren kadın kurumlarından DİKASUM ve henüz yeni kurulmuş olan EPİDEM ile KARDELEN’in kısa sürede çok sayıda kadına ulaşması ve verdikleri örnekler ise çok çarpıcıydı. Kadınların, kendini yakın bulduğu birilerinin varlığını hissetmeleri, onlara ulaşmaları çok önemli. Hatta bazen sadece gelip konuşmak ve onları gerçekten dinleyen bir başkasının varlığını bilmek bile son derece rahatlatıcı olabiliyor. Aktarımlar sırasında bunu hissettik.
Genel olarak olumlu bir çalışmaydı. Yerelde siyaset yapmaya soyunmuş bu yürekli kadınların daha çok desteğe ve dayanışmaya ihtiyacı var. Birkaç günlük bir toplantıya evinden çıkıp gelirken bile yaşanan sıkıntılar, kadınlığın genel bir hikâyesi. Konular içinde feminizmin olduğunu görüp itiraz eden eşler, çocuğunu sadece üç gün için bırakan ve geziye katılamayıp geri dönenler. Bunların hepsi kadınların ortak sorunları. Ama bir taraftan bu sorunlarıyla baş etmeye çalışıp diğer yandan yerelde siyaset yapmak çok anlamlı. Sanırım tüm zorluklarına rağmen siyasette yer alıp siyasetin erkek egemen yapısını kırmak zorundayız.
Gündem Gazete Kadın Eki
