Son günlerin en önemli tartışması Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Bu tartışma gittikçe bir kadın
Cumhurbaşkanı olamaz mı? şeklinde ilerlemeye başladı. Kadınlar arasında da konu tartışılır oldu. Türkiye Cumhuriyetinin en başında şöyle modern, döpiyesli, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, çok laik bir kadın ne kadar yakışır! Doğum kontrolü ve kız çocuklarının okullaşma oranı birden bire zirve yapar.
Ayrıca bu vesileyle dünya âlem bizim ülkemizde kadınlara çok önem verildiğini de görür.
Yılda bilmem kaç tane kadının namus adına sokak ortalarında, sandık içlerinde bin bir çeşit yöntem ve araçla katledildiklerine inat. Ülkenin en mülksüzü, en fakiri, en sağlıksızı, en eğitimsizi olmasına inat.
Bu arada insanın aklına hemen Tansu Çiller geliveriyor. Güzel kadındı Allah için. Güzel giyiniyordu. İyi bir Türk milliyetçisi olmasına rağmen Türkçe ’yi pek konuşamıyordu ama olsun… Her güzelin bir kusuru olur. Profesördü, fakat galiba birikimle ilgili sorunu vardı. Tarihi olayları karıştırıyordu. Coğrafik yerleri karıştırıyordu. İktidarda olduğu süre içinde tek bir kadın meselesine el atmadı. Anaları ağlatmaktan zaman bulamadı belki de.
Eh kolay değildi… Onlarca faili meçhul cinayet, parti binalarının, gazetelerin bombalanması, köylerin yakılıp boşaltılması. Gerçekten çok meşguldü. Büyük babaların verdiği görevi güzel tebessümler, bazen de zarif ağlamalar eşliğinde başarıyla sürdürdü. Kürt, Türk bütün analar ağlarken kendi oğlu bir karış su dolu havuzların içinde askerlik yaptı. En mutlu göründüğü fotoğraflar, asker elbiseleri ile çektirdikleriydi. Bu fotoğraflarda yanında hep en büyük dayanağı, hemcinsi Meral Akşener olurdu.
Bu arada olan bize oldu. Kadın hakları diye ağzımızı her açtığımızda yoldaş bildiğimiz erkekler bile başımıza kaktı. “İşte başbakan kadın, ne oldu?” diyerek. Hani bir kadın çoğunluğu tarafından desteklenip iş başına getirilmiş olsa biraz boynumuz bükük olacaktı. Ama hepimizin bildiği üzere iş başına gelmesi bir konseptin sonucuydu. Dolayısıyla bizim bir günahımız yoktu. İş başına geldiğinde tek bir kadın kurumu bile sevinç gösterisinde bulunmamıştı.
Esasen bu ülkeyi yıllardır beceriksiz birçok erkek yönetti. Beceriksiz bir kadının yönetmesi de çok acıtıcı değildi. Ama ülke tarihinin en kanlı ve puslu sürecinin sarışın ve güzel bir kadın eliyle yürütülmesi çok acıtıcıydı. Umarım bir daha böyle bir şey yaşamayız. Neyse ki Cumhurbaşkanın görev ve yetkileri itibariyle böyle bir misyonu yok. Bu biraz rahatlatıyor insanı. Adeta barışta kadının başörtüsünü yere atması gibi, uzayan ve uzlaşılamayan bu sorunu bir kadınla çözmek de olası görünüyor. AKP’nin böylesi bir hazırlık içinde olduğu konuşuluyor. Bazı isimler zikrediliyor.
Ancak sosyolojik olarak da bir gerçekliği göz ardı etmemek gerekir. Tansu Çiller gibi bir kadının bile Başbakanlığının cinsiyetçi roller açısından toplumda bıraktığı bazı olumlu etkiler oldu. O dönemde ortaokul, lise çağlarındaki kız çocuklarının sınıf başkanlığına en fazla aday olduklarını yapılan araştırmalardan biliyoruz.
Çocukların ve gençlerin zihinlerinde kadınlarında böylesi mevkilerde görev alabilecekleri zihinlere kazılıyor. Kısacası toplumda kadınlar için bir rol model olabiliyor. Böyle genel olumluluklarla teselli olmakta fayda var. “Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar” mış. Kadın hakları için mücadele eden kadınların gönlünde de feminist bakış açısı olan, anti militarist, farklılıkları zenginlik gören bir kadın yatıyor tabiiki.
Eh artık memleket için hayırlısı olsun… 80 yıllık Cumhurun başında bir de kadın olsun. Ne diyelim!
