Türkiye’nin gündemi savaşa kitlenmişken geçtiğimiz hafta, kadına yönelik şiddetle ilgili önemli bir araştırmanın sonuçları açıklandı. Bu kargaşada ilgi gördü ve basına “ezberleri bozan araştırma” olarak yansıdı. Genellikle böylesi süreçlerde hayatımıza dokunan önemli konuların tamamı gözden kaçar, ötelenir. Bunun kaçmamış olması gerçekten sevindirici. Sonuçlarının kitap haline getirildiği bu araştırma, Boğaziçi Üniversitesi’nden Prf. Yeşim Arat ve Sabancı Üniversite’sinden Dr. Ayşe Gül Altınay tarafından on sekiz aylık bir zaman diliminde tamamlandı. Merkezde sivil kadın kurumu ve bu kurumlarda gönüllü çalışan yine yerleşim yerinde evli yüz yüze toplam yüz elli kadınla yapılan görüşmelerden oluşuyor. Araştırmayı daha gerçekçi ve farklı kılansa izlenen yöntem.
Kadına yönelik şiddetle ilgili son yıllarda araştırmalar hızlandı. Ancak birbirinden son derece farklı sonuçları hepimiz için şaşırtıcı oluyor. Özellikle konuyla ilgili alanda çalışanlar olarak şiddet oranların yüksekliğini biliyorken bu oranların farklı çıkması düşündürücü de oluyor. Genellikle oranların düşük çıktığı araştırmalar ise devlet mekanizmalarına bağlı kurumların yaptıkları oluyor.
Bu tür araştırmaları yapan çalışma ekibinin konuyu algılayışı sonuçları da etkiliyor. Soruların soruluş tarzından, görüşme yapan anketörlerin eğitimi ve görüşme yaptıkları kadınlarla kuracakları empati son derece önemli. Kadınlar için uğradıkları şiddeti tanımadıkları bir yabancı ile konuşmaları çoğu zaman sıkıntılı oluyor. Yaşadıklarını en yakınındakilerle bile paylaşamazken böylesi görüşmelerde çoğu zaman yaşadıklarının bir bölümünü anlatabiliyorlar.
Arat ve Altınay soruların hazırlanış ve sonuçların değerlendirme aşamasında bir ilk olarak, alanda çalışan sivil örgüt temsilcileri ve konuyla ilgili akademisyenlerle birlikte çalıştılar. Alan çalışmasına başlamadan önce anketörler de emin ellerde eğitimden geçti. Doğu ve Güneydoğu Anadolu araştırması ise ayrı ve daha özenli yapıldı. Bu nedenle sonuçları bizim şaşırmadığımız ama genel olarak ezberleri bozan sonuçlar oldu. En temel ezber Türkiye’nin Doğusu ile diğer bölgeler arasında aile içi şiddet oranlarında önemli bir farkın olmamasıydı. Bu son derece önemli bir sonuç. Zira yıllardır aile içi şiddetin tek görüldüğü yerin Kürtlerin yaşadığı coğrafyada olduğu iddiası çürümüş oldu. Şiddetin evrenselliği ve her bölgede benzer oranlarda yaşandığı gerçeği, mücadelenin de birlikte yapılması gerçeğini bir kez daha ortaya koydu.
İkinci temel ezber “eğitim şart” meselesi. Eğitimle bu sorunun çözüleceği yanılgısı. Şüphesiz eğitim görmenin, meslek sahibi olmanın kadınlar ve erkekler açısından inkâr edilmeyecek büyük yararları var. Ancak tek başına sorunu çözmeye asla yetmiyor. Ataerkilliği yok etmiyor. Sonuçlara göre üniversite eğitimi almış her altı erkekten biri fiziksel şiddet uyguluyor. Buna çok bağlı bir diğer ezberimizde ekonomik özgürlüğünü kazanmış kadınların daha özgür olduğu, şiddete daha az uğradığı doğrultusunda. Yine bu araştırmanın sonuçlarına göre, kadının erkekten daha fazla para kazanması şiddete uğrama riskini iki misli arttırıyor. Yani erkek, “erkeklik” algılayışı içinde iktidarını sürdürmekteki en önemli aracı olan ekonomik gücü kaybettiğinde şiddeti arttırıyor.
Bir başka merak konusu ise yerleşim yerlerindeki şiddet oranları idi. Şehirlerin ve özellikle
Metropollerin kadına yönelik şiddettin yüksek görüldüğü yerler olduğu kanımızı haklı çıkardı. Şaşırtan sonuç ise, ikinci sırada köylerin, en düşük oranlarla son sırada kasabaların yer alması oldu. Kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir veri olarak hepimize yol gösterecek bu çalışmada emeği geçenlerin eline sağlık.
