Son durum!

Mutlulukla ilgili farklı bir yazı yazmayı tasarlarken, sınır ötesi harekât başladı haberi yazının konusunu değiştirdi. ABD’den izin alarak, Irak’taki hükümeti ikna ederek, AB ve diğer ülkelerden de “haklısınız!” oluru alarak başlatılan harekâtın “çok sınırlı” olacağı intibası verilmesine rağmen, son durum yine normal durum değil

Biraz dostlar alışverişte görsün durumu mu? Giderek kapsama genişleyecek mi? Belli değil. Bu harekâtla memlekette savaş da savaş diye tepinenleri yatıştıracaklar. Bir televizyon kanalında, tartışma programını yöneten gazeteci konuklarına; “operasyon başladı ve çok sayıda “terörist” imha edildi diyorlar ama hiçbir ceset göstermediler” yakınmasıyla başladı sözlerine.

Son durum bu galiba… Savaş istek ve arzusu memlekette aynı hızla sürüyor. AKP Hükümeti savaşı iyi yönetmek için çaba harcıyor. Hakkını vermek lazım! CHP ve MHP den daha olgun ve sakin davranıyor. İyice yaklaşan yerel seçimleri aklından hiç çıkarmadan ilerliyor. Kürt sorunu birinci gündem haline geldiği için şeriat-laik tartışmasının üstü örtülü. Bu anlamda da rahatlar.

Sağladıkları rahat ortamda, liberal politikalarını sessiz, sedasız sürdürüyorlar. Kimsenin kımıldayacak mecali yok zaten. En güvenilir sağlık güvencesine sahip olduğunu düşünen memurlar eşitlik adına haklarının tek tek ellerinden alındığına baka kalmaktalar. Vatandaşların sosyal güvenlik hakları her gün bir adım geriye çekiliyor. Yasalar çıkıyor, değişiklikler yapılıyor. Toplum olarak hepimiz bi haber ve ilgisiz olup bitenin farkında bile değiliz. Kamuoyunun ezici çoğunluğu “naklen savaş” beklentisi içinde.

Küresel ısınma ve çevre sorunları yakın zamanda tüm sorunların başına geçecek. Ancak biz kendi Kürt sorunumuzu çözmek bir yana iyice düğüm haline getirdiğimiz için tüm sorunlar görünmez oldu. Sorunun çözümünü, kolaylaştırması gereken diğer taraf ise Kürt hareketi. DTP sıkışmışlık halini kolay kolay aşacak gibi görünmüyor. Son kongre ile içine girilen yeni sürecin ne olduğu tam ortaya çıkmadı, anlaşılamadı.

Medyanın üzerlerinde yarattığı şiddeti püskürtmek için aklı başında kanallarda konuşma haklarını kullanmaları gerekirken, anlaşılan hiç birine çıkmamayı tercih etmekteler. Bu da önemli bir eksiklik yaratıyor. Soruna farklı bakan Kürtler konuşunca da kızmak niye? Üstelik sorunun bu kadar karmaşık hale geldiği, kafaların iyice karıştığı bir süreçte yapılan her yorumu dinlemek ve dikkate almakta fayda var. Kürtlerin tamamının aynı düşünmesi başından beri olmayan ve olmayacağı bilinen bir gerçekken. Kürt hareketinin her zamankinden daha çok dosta ihtiyacı varken.

Öte yandan, geçen hafta basına çıkan bir haberin üstü hemencecik örtüldü. Güler yüzlü,

Köşkü halka açan, Mustafa Kemal’e özenip edebiyatçıları masasına çağırıp yanında şarap içmelerine “izin veren” Cumhurbaşkanın oğlu ile ilgili haber. Kapitalizm insanları sömürerek iktidarını güçlendirecek yeni yolları bulmakta son derce başarılı. Bildiğiniz haşlanmış mısırı elinize alıp tadını çıkararak yemek varken, “bardakta tanelenmiş mısır” şeklinde ortaya çıkan ve Ankara’nın her köşesinde satılan yeni bir buluş. Bu dâhiyane fikir bir şirket eliyle yürütülüyor ve ortağının birinin Cumhurbaşkanın on altı yaşındaki oğlu olduğu söyleniyor. On altı yaş, çocukluk sınırı içine giriyor. Üstelik babası Cumhurbaşkanı. Ülkenin en üst görevlisi. Dolayısıyla en yüksek maaş alanı. Konuyla ilgili bir tekzip henüz duyulmadı. DTP’lilere kaşının üstünde gözün var şeklinde her gün saldıran medya sesini çıkarmadı. 

Demokrasi olan bir ülkede böyle bir olay skandal kıvamında muamele görür ama bizde ne yazık ki “hoşgörü” ile karşılandı. İnsanların yoksullukta gittikçe eşitlendiği bir ülkede hoş görülen bu olay insanı gerçekten telaşa kaptırıyor. Kürt siyasetçiler buralardan açılan kapıları iyi değerlendirerek siyaset yapsalar keşke.

Scroll to Top