Eryaman’da yaşananlar!

7-12 Nisan tarihleri arasında Ankara’nın Eryaman semtinde çok kötü olaylar yaşanmış. Tabii ki kentin ezici çoğunluğu hatta neredeyse tamamının haberi olmadı. Konuya duyarlı kesimler Internet üzerinden yaşananları duyurmak için çaba harcadılar. Basın açıklamaları yapıldı. Ama basınımızın önemli işleri var. Bu habere yer ayırmadılar.

Farklılıklarınla yaşamanın zor olduğu ülkemizde travestilerin okumuş eğitimli olmaları bile iş bulmalarını sağlayamıyor. Eril toplumu en fazla öfkelendiren, geren cinsellik hali de travestilik. Yani erkekken kalkıp kadın halini alacaksın. Olur, şey değil. Sana bahşedilen erkek bedenini nasıl kadınlaştırırsın? Şeklinde öfkeli duygular oluşuyor halkımızda.

Bu nedenle de normal bir iş kurma, yapma şansları yok denecek kadar az. İçlerinde birkaç şanslı, sanat camiasına kapak atabiliyor o kadar. Dolayısıyla yaşamlarını travesti olarak sürdürmek için seks işçiliği yapıyorlar. Geceleri cadde üstlerine çıkıyorlar ve arabalarla müşteri buluyorlar. İşin içinden, onlar da yapmasınlar deyip çıkmak mümkün değil. En demokratım diyenler bile işyerlerinde onlara iş vermeleri istenince koca bir adım geri atıyor.

Eşcinsellerle yan yana durmadaki temel çekincelerin başında; “beni de öyle sanırlar!” algılayışı yatıyor. Bu algılayış, toplumda çok yaygın ve duyarlı insanlarında çekingen davranmalarında haklılık zemini yaratıyor. Kısacası bu bir zihniyet meselesi. Kadın cinsinin bile henüz insan olarak algılanamadığı bir memlekette eşcinsellerin işi tam anlamıyla bir sorun.

Toplum böyle düşünse de bu insanların keyfi olarak linç edilmeleri, yaşadıkları evlerden sürülmelerine seyirci kalmanın açıklanacak bir yanı yok. Devlet açısından da yurttaşlarının can ve mal güvenliğini ayırım yapmadan korumak ve suçluları bulup cezalandırmak zorunluluğu var. Bir hukuk devleti olmanın gereği bu. Vatandaşın cinsel yönelimine göre davranamazsın. Yaptığı iş yasalara aykırıysa bunu da hukuki yollarla cezalandırırsın ama aynı zamanda bu suçların ortadan kalkması için sorunların nedenlerini çözmeye çalışırsın.

Olayları yaşayanların anlatımına göre: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in meşhur “A Takımı” eliyle ve emniyet mensuplarının seyirci konumlarıyla büyük bir şiddet yaşanmış. Bu A Takımı yıllardır Türkiye’nin başkentinde yaptıklarıyla konuşulur. Ama sadece konuşulur. Yani hangi ülkelerin başkentinde böyle bir takımı vardır bilmiyorum. Ama bizim ülkemizde var.

Önce gece işe çıkan birkaç travestiye yirmi beş-otuz kişilik elinde sopa, sallama ve döner bıçakları olan grup saldırıyor. Bu saldırılar ertesi günlerde devam ediyor. Bir arkadaşları kurşunla yaralanıyor. Daha sonra evlerine aynı saldırılar yapılıyor ve evlerinin içinde şiddete uğruyorlar. Saldırıya uğradıkları sokakta saldırı sırasında sadece oranın gece lambalarının sönük olduğunu belirtiyorlar. Saldırılar gündüze yayılıyor. Her travestinin ardında altı-yedi tane saldırgan takip ediyor. Polisi her defasında çağırıyorlar ama polislerin yanında da devam ediyor.

Hatta evlerinde mahsur kaldıkları bir anda savcılığa suç duyurusu yapmalarını öneren bir polis memuruna imzalayıp dilekçe veriyorlar. Daha sonra toplu imza atmışsınız tek tek atacaktınız diyerek bu çabaları da boşa düşüyor. Bu saldırılar içinde saldırganların liderlerinin yeşil eski bir Ford araba içinde oralarda hep olduğunu söylüyorlar. Hani mafya filmlerinde olur ya. Onun gibi bir şey.

Sonuçta, sekiz evde yaşayan yirminin üstünde insan eşyalarını alamadan başka kentlere kaçıp canlarını kurtarmayı tercih ediyorlar. Kaos-Gl ’nin avukatları suç duyurularını ve hukuki süreci takip ediyor. Telefonla görüştüğüm ve Ankara’yı terk etmek zorunda kalanlardan biri; kendisine bir polisin, Eryaman’da yapılmakta olan ve devlet büyüklerinin de satın aldığı lüks konutların fiyatlarının travestilerin varlığıyla düştüğünü söylediğini aktardı. Gerekçenin bu olduğunu tahmin ediyorlar. Eryaman’da yaşananlar yarın başka gerekçelerle başka farklılıklara yaşatılabilir. Üstelik çok örnekte gördük. Başka örnekler görmemek dileğiyle…

Scroll to Top