2-4 Temmuz tarihleri arasında Ankara’da, Eğitim-Sen 1.Kadın Kurultayı yapıldı. Kurultaya, “Sorgulamak ve değiştirmek için” sloganıyla, 250 delege, yurt içi ve dışından sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Çeşitli kademelerinde görev yaptığım ve kadın bakış açıma önemli katkıları olan eski örgütümdeki kadın gelişimi beni çok duygulandırdı ve sevindirdi.
Kurultayda yaşanan tartışmalar, kadının siyasette yaşadığı sorunları anımsatıyordu. Kadın olma ortak paydası bu işte. Nerde olursanız olun bazı özgün farklılıklar oluyor, ama genelde kadın olma hali aynı. Eğitim-Sen’de kadınların üye olma oranları dünya ortalamasının da üstünde, %41. Ve bu oranın sayısal karşılığı 87 bin. Ancak yönetimlerde temsiliyete gelindiğinde oran son derece düşük. Genel Merkezde %14, şube yönetimlerinde %18. Sadece 3 şube başkanı kadın. Kurultayda birçok konunun yanında, bu temsiliyet sorununu aşmanın yolları da arandı, tartışıldı. Tam da bu noktada “kota” gündemdeydi. %40 oranında kota oy çokluğu ile kabul edildi. Kotaya ilişkin tartışmalar bir “Türkiye klasiği” olup insanın içini bunaltıyor ve geçici umutsuzluk duygularına kapılmanıza yol açıyor olsa da neyse ki olumlu düşünenlerin sayısı çok daha fazla idi.
Bence kurultayın en önemli ve kadın farkını ortaya koyan yanı; sendikalarda var olan grupsal kaygıların ve polemiklerin yaşanmamasıydı. Farklı bakış açılarına sahip olsalar da sorunlara ortak çözümler aramada kararlı ve ısrarlı davrandılar. Kadınların üye olmanın ötesinde faaliyetlerde bulunmalarındaki temel engelin dikey ve erkek egemen örgütlülük olduğu da bu tartışmalarda ortaya çıkıyordu. Özellikle kadın üyelerin toplantılara katılımında önemli bir engel olarak tespit ettikleri, çocuklarını güvenli bir yere bırakma meselesini halletmek üzere, sendika binalarında “çocuk odaları” açılması kararı oy birliği ile alındı.
Kadınlara yönelik olumlu ayrımcılık içeren daha pek çok karar alındı. Bundan sonraki aşamada, bu kararların tüzüksel güvenceye kavuşturulması, uygulamada önlerine çıkacak birçok engeli aşmada kadın dayanışması ve ortak kadın bakış açısının yakalanması gerekiyor. Bu iş öyle çok kolay olmuyor doğrusu. Hani bizim de başımızda var, oradan iyi biliyoruz. Özellikle seçim zamanları erkek yoldaşların iktidar tutkuları iyice depreşince kıyasıya bir mücadele bekliyor kadınları. Neyse eğitimci kadın arkadaşlara bu konuda güveniyoruz.
Bu kurultayın ve kurultayda alınan kararların Türkiye açısından da önemi büyük. Neden derseniz, kadın bakış açısı kazanmış, demokrasi ve barışa inanan binlerce kadın eğitimcinin bu ülkede yapacağı o kadar çok şey var ki. Özellikle kadın eğitimcilerin ağırlıkla okul öncesi ve temel eğitimde görev yapmakta olduklarını düşününce bu önem daha da artıyor. Çocuğun ilk toplumsallaştığı ve birey olma yolundaki bu en önemli dönemlerinde demokratik bakış açısına sahip eğitimciler tarafından eğitilmesi büyük bir şans olacaktır diye düşünmekteyim.
Bazı olumsuzluklar da tartışıldı. Mesela zamanla sendikalarda elit bir yönetim kadrosunun oluşması gibi. Memur sendikalarının ilk kurulduğu yıllarda aidatlar maaştan kesilmezdi. Yöneticiler okul, okul dolaşır aidat toplardı. Galiba böylesi daha iyi oluyordu. Hiç değilse aidat bahanesiyle ayda bir kez üyelerle görüşme, sohbet etme olanağı oluyordu. Tabandan kopma, üyelere ulaşamama önemli bir handikap. Eski arkadaşlarla aralarda sohbetlerde bunları konuşma fırsatı da oldu. Eksiklikler ve eleştirilecek şeyler olabilir ama Eğitim-Senli kadınlar önemli bir şeyi başardılar. Türkiye kadın hareketine sundukları bu önemli katkıdan ötürü kutluyor ve dayanışmamızı daha fazla arttırmalıyız, diyorum.
