Sevgili Baki Gül Kürt siyasetinde bu güne kadar yer almış siyasi partiler ile ilgili güzel bir yazı dizisi kaleme almış. Eline sağlık, güzel ve hafızamızı yenileyen bir yazı dizisi olmuş.
DEP’ten DTP’ye Kürt siyasetinde pek çok parti siyaset sahnesinde rol aldı. Şu anda DTP Kürtler adına siyaset yapan ve en fazla kitlesel desteğe sahip olan parti. Seçimlere çok az kaldı. Üstelik daha erken olacağına dair tartışmalar var. Böyle bir süreçte DTP olağan üstü kongreye gidiyor.
Daha bir yıl olmadan ne oldu da yeni bir kongre ihtiyacı doğdu? Siyasi farklılıklardan ve bundan kaynaklı anlaşmazlıklardan ziyade örgütsel işleyişin tıkandığı bir süreç yaşandığı anlaşılıyor. Bu tıkanıklığın nedenleri aslında çok eskilere dayanıyor. Kürt siyaseti pek çok kazanıma rağmen bazı olumsuz alışkanlıkları iyice içselleştirdi. Eleştiri, özeleştiri mekanizması, tiyatrıl bir hale dönüştü. Yapılıyormuş gibi yapılıp gerçekçi eleştiriler sinirlenmeye, savunmaya dönük reflekse ve dışlamaya yol açıyor.
Öte yandan Kürt sorunu çözülmekten ziyade zamana yayılmaya devam ediyor. Bunu zamana yaymadan çözmek için bir rotaya sokmak, Kürtler adına siyaset yapanların birincil görevi.
Kürt sorunun çözümüne dair yıllardır bildiğimiz ve ezberlediğimiz çözümler bir çırpıda sayılıyor. Ancak bunu kaç kişi duyuyor ve anlıyor? Bu çok belirsiz. Geniş kamuoyu ile ilişki kurmak ve ulaşmak konusunda inanılmaz bir başarısızlık sürüyor. Büyük iddialarla gelen ancak önce kendi kadrolarını tavsiye ederek işe başlayan DTP de bu sorunu aşmayı başaramadı.
Kürt sorunun çözümü demokrasi ile direk bağlantılı bir mesele. Demokrasi ise sadece Kürt sorunu ile sınırlı değil. Demokrasi talep ediyorsan eğer bundan rahatsızlık duyan tüm kesimlere hitap eden ama en önemlisi de onlarla empati kuracak ve ilişki geliştirecek bir çalışma temposu yakalamanız gerekiyor. Bu tempo hiçbir zaman istenilen düzeye ulaşmadı.
Evet, Kürt sorunu sizi var etti. Ama tüm Türkiye içinde yaşıyor ve tüm Türkiye için siyaset yaptığınızı söylüyorsunuz. O zaman neden belli bir bölgeden ileriye gidilemiyor? Belki de kolay geliyor. Alıştığınız, tanıdığınız ve sizi alkışlayan çok sayıda insan kalabalığını buluyorsunuz ülkenin doğusunda, Güneydoğusunda. Oysa alkışlanmadan sizi dinleyenlerin de yanında olma ve derdinizi anlatma mecburiyetiniz var. Bu mecburiyet maalesef Kürtler adına siyaset yapanlar tarafından bir türlü anlaşılamadı…
Üstelik memlekette herkese ortak dokunan çok fazla sorun var. Bunların başında işsizlik ve yoksulluk geliyor. Kürtlerin yaşadığı coğrafya çok daha yoksul, işsizlik oranı daha yüksek. Ama diğer bölgelerde bu sorunla uğraşıyor. Memleketin her yerinde bu konuyla ilgili bir feryat yükseliyor. Ancak DTP’lileri buralarda görmek imkânsız.
Kadını gören politikalar konusunda yıllardır yürütülen bir birikim üzerinden devam ettiklerini hala fark etmiş görünmüyorlar. Eş başkanlık sistemi önemli ve ileri bir adım olmasına rağmen yeterince tanıtımı yapılamadı. Merkezi yönetim dışında kadın temsiliyeti sağlanamadı. Eş başkanlardan sadece erkek olanını medyada izleyebildik. Sözünü duyduk.
Kongreler bir örgütün yenilenmesi ve dinçleşmesini sağlar. Umarız DTP’de de bu etkiyi yaratır. DTP’de çalışan ve emek harcayanların çoğunun ödenen bedeller ve inanç uğruna çaba harcadıklarını kimse inkâr edemez. Ancak son zamanlarda görülen rüyaların milletvekilliği üzerinden olduğu da ayrı bir gerçek. Memlekette milletvekilliği, ayrıcalıklı bir sınıf yaratmaya devam ediyor. Bireysel hakların, iktidar hırsının üst boyutta hayat bulduğu bir makam.
Gencecik bedenlerin ölmeye yatmaya devam ettiği bu sorunda daha duyarlı ve daha gerçekçi bir siyasi yapılanma gerekiyor. Bireysel ihtiraslar yerine Kürtlerin sosyal, ekonomik ve siyasal sorunları yanında Türkiyelilerin tüm sorunlarını kucaklayacak politik kararlılıkla görev almak lazım. Bu da eril bir yapılanma ile değil gerçekten içselleştirilmiş bir demokrasi anlayışı ile mümkün olabilir. Umarız DTP kongresinde bunlar gerçekleşebilir. Kürtlerin kaybetmeye tahammüllü kalmadı artık.
