Bir gazete kapatıldı. Duydunuz mu?

5 Temmuz 2006 tarihi itibariyle bir gazete on beş gün süreyle kapatıldı. Ülkede Özgür Gündem Gazetesi. Terör örgütünün sürekli propagandasını yaptığı gerekçesiyle. Yasal dayanağını yeni çıkan Terörle Mücadele Yasasından aldı. Duydunuz mu?

Bu kapatma kararını belli çevreler duydu tabii ki… Ama geniş kamuoyu duymadı. Zira Türkiye’de yayın yapan görsel ve yazılı basının ilgisini çeken ve habere layık görülen bir haber olmadı. Gündem gazetesinin kapatılışının görünür olmaması konusunda tek taraflı düşünmeden yorum yapmaya çalıştığınızda; gazetenin yayın politikasını, biçimini vb. pek çok şeyi eleştirmek mümkün. Salt buradan baktığınızda da eleştirilmeye layık o kadar çok yayın var ki bu ülkede. Ama Gündem gazetesini diğer gazetelerden ayıran çok temel bir özellik var. O da Kürt sorunuyla olan bağı. Kürt sorunun çözümsüzlüğünün bir çatışmaya evirildiği günlerden başlayarak Kürtlerin bin bir emekle kurdukları bir gazete. Öylesine çok insanın emeği ve bedeli var ki içinde.

Yıllarca bedenlerinden çok daha büyük bir emek gösteren küçücük çocukların gazeteyi dağıtmak için harcadıkları çabalar insanın gözünün önüne hemen geliveriyor. Artık daha iyi koşullarda gazete yayın hayatını sürdürmeye çalışıyor. Ama yazarlarından çalışanlarına maddi beklentileri olmadan, ha bire açılan davaları düşünmeden büyük bir gönüllü ordusuyla ayakta kalmaya çalışıyor. On beş gün… Oldukça uzun bir süre üstelik.

Okuyucu kitlesi ağırlıkla Kürtler. “Bizim gazetemiz” şeklinde algılıyor ve sahip çıkıyorlar. Şimdi “bizim gazete” kapatıldı. Üstelik Ortadoğu böylesine kan gölü iken. Ülkemizde çatışma ortamı böylesine yeniden alevlenmişken. Bu gazetenin okuyucuları bir kez daha kendilerini “öteki” hissediyorlar. Gazeteleri kapatılarak cezalandırıldılar diye. Oysa bu metotlar çok denendi. Hatta daha ileri yöntemler kullanılarak gazete binaları bombalandı. Çalışanları kaçırılarak, işkence edilerek meçhule yollandı. Ne oldu? Kürt sorunun çözümüne bir katkısı oldu mu? Tam da bu süreçte bu karar, şiddet ve çözümsüzlük politikalarına hizmet eder oldu.

Kürt sorunu hepimizin sorunu. Geçtiğimiz haftalarda bir grup aydının yayınladığı bildiride söyledikleri gibi; “hepimiz aynı geminin içindeyiz”. Bu geminin batmaması gerekiyor. Çok yara aldı. Üstelik büyük yaralar. Durup, düşünüp, ortak akılla hareket etme zamanı geçiyor. Çözüm herkesin kendi istediği ve anladığı biçimde olmayabilir. Bunun ön kabulü ile yol almak mümkün.

Empati kurma yoksunu bir toplumun bireyleriyiz. Aileden başlayarak, empati kuramamanın beslediği pek çok sosyolojik nedenle şiddet yumağına dönüşmüşüz. Şiddet içeren yöntemler sorunu çözmüyor, yok etmiyor. Aksine daha da derinleştiriyor. Çok bilinen ve pek çok insan tarafından da kabul gören bir söylem bu. Ama herkes kendi dışındakilerin önce vazgeçmesini bekliyor.

Sonuç olarak gazete kapatmak içinde şiddeti barındırıyor. Birisi diğerine “sen sus” diyor. Yeni çıkarılan TMY’ sı daha çok canları yakacak. Düşünceyi ifade etme önünde önemli bir engel. Bu gün bana yarın sana. Sustukça sıranın sana gelmesi de çok bilinen bir gerçek. Yine de hatırlatmakta fayda var.

Scroll to Top