KADER Ankara Şubesi ‘Yerel Siyaset Çalışma Grubu’ tarafından kadın belediye başkanları ile yapılan toplantıların üçüncüsü Tunceli’de gerçekleşti. Gittikçe gelişen ve her biri ayrı renkleri içeren kadınlarla yapılan bu çalışma, Tunceli toplantısıyla daha bir anlam kazandı. Türkiye’de kadınların yerel siyasetle olan soğuk ilişkisini biraz olsun ısıtmak, güçlendirmek amacıyla yola çıkılmıştı. Yola çıkarken pek çok kaygı vardı. Ama zaman içinde kaygılar umuda ve daha fazla çaba harcamaya eviriliyor. Memlekette kadınların işi zor. Yerel siyasette ise daha zor. Böylesine zor bir işe girişmiş kadınlara katkı sunmak, güç vermek ve dayanışmak kadın hakları adına mücadele eden tüm kadınların sorumluluğu diye düşünüyorum. Bu sorumluluğu derinden hisseden kadınlarla farklılıklara rağmen birlikte olmak ve birbirimize dokunmak hepimiz için kazandırıcı oluyor. Her dokunuşta birbirimizle paylaşacak ne çok şeyimiz olduğunu görüyor ve mutlu oluyoruz.
Çalışmaya dair daha önce gazetemizde epeyce haber yayınlandı. Kısaca, yerelde seçilmiş kadınlarla ortak projeler gerçekleştirmek ve birlikte yapılan her şeyin kalıcı olmasını sağlamak diye özetleyebiliriz. Bu kalıcılık içinde çalışmaların kitaplaşması, sergilerin açılması ve cd lere kaydedilmesi var. Kadın belediyecilerin başarılı olması, yerel siyasete kadınların daha fazla ilgi duymasını da beraberinde getirecek. En önemlisi de kadınların yaşamlarında önemli değişimlerin hayata geçirilmesi hepimiz için, demokrasi için büyük kazanım olacak. Böylesine büyük hedeflere küçük adımlarla başlansa da zaman içinde koşmaya da başlanılacak.
Bu yazıda, gündem maddelerinden ziyade buluşmada aklımda kalan bazı ayrıntıları sizlerle paylaşmak istedim: Tunceli’de buluşma kararı bir önceki Foça toplantısında kararlaştırılmıştı. Operasyonların yoğunlaştığı, neredeyse her gün Dersim yöresinden gelen çatışma haberlerinin yarattığı psikoloji içinde yola çıkıldı. Birçok arkadaş hayatlarında ilk kez gideceklerdi. Hatta Doğu ve Güneydoğu’ya hiç gitmemiş ve görmemiş olanlarda vardı. Yaz ayının belediyelerin iş yoğunluğunu arttırması, festivaller ve özel nedenler derken gelmek isteyip de gelemeyen arkadaşlarımızda oldu.
Elazığ hava alanında bizi güler yüzlü belediye çalışanları karşıladı. Pertek Belediye başkanın sabah kahvaltısı davetine giderken yaptığımız kısa feribot yolculuğu çok keyifliydi. Tunceli’ye vardığımızda da kalabalık bir kadın topluluğuyla karşılaşmak herkesi heyecanlandırmıştı. Kadınlar ürkek başladılar söze. Açılmaya başlayıp; ‘bir kadın belediye başkanı olarak ne gibi zorluklar veya kolaylıklar yaşıyorsunuz?’ soruları gelmeye başladığında zamanımızda azalmıştı. Biraz daha zamanımız olabilseydi sohbet iyice koyulaşacaktı.
Sevgi dolu kucaklaşma ve el sıkışmaların ardından Ana Fatma Kadın Derneği’nin yolunu tuttuk. Kısa sürede epeyce üyeye kavuşmuş dernek üyeleri ve yöneticileriyle sohbet ettik. Kadınlar kısa sürede kaynaşmış, bilgi alışverişi başlamış, anı fotoğrafları çekilmeye başlamıştı. Sıra Halbur Göze’lerine gitmeye gelmişti. Askerlerin kontrol noktasına geldiğimizde gayet kibar bir şekilde kimlik falan sormadan ‘buyurun’ dediler. Dönüşte yaşanacaklardan habersiz memnun olduk bu kibarlıktan. Yol boyunca tarihte yaşanan o acı olayları anlattı Dersimli kadınlar. Bu muhteşem coğrafyada, Munzur’un buz gibi sularına ayaklarını sokarken ‘nasıl olurda böylesine acılar yaşanır?’ sorusu ilk kez gelenlerin kafasına takılmaya başladı.
Dönme zamanı gelmişti ve bu kez kontrol noktasında durdurulduk. Zaman ilerledikçe normal olmayan bir şey var diyerek herkes arabalardan çıktı. Belediye Başkanları, İnsan Hakları Derneği’nin merkez yöneticisi, avukatlar uzunca bir süre tartışmak zorunda kaldı. Komutan durumundaki kişi; ‘ben seçilmiş belediye başkanı falan tanımam, hepinizin kimliğini kayda alacağım’ ısrarını sürdürdü. Kimliklerimizi alıp sadece adlarımızı yazarak rahata erdiler. ‘Buralar bizden sorulur, halkın seçtiklerine değil. Elinizi kolunuzu sallayarak gezemezsiniz.’ Şeklindeki verilmek istenen mesaj ise her kez tarafından tebessümle karşılandı. Dayanışma duygumuzu, moralimizi bozamadılar.
Akşam Tunceli Belediye Başkanı Songül Erol Abdil’in verdiği yemekte morallerin bozulmadığı bir kez daha anlaşıldı. Herkes bu güzellikleri paylaşmaktan ötürü duyduğu mutluğu dile getirdi, halaylar çekildi. Ertesi gün, gün boyu süren toplantı oldukça verimliydi. Ortak projeler daha anlaşılır hale gelmişti. Yemek arasında sessizce önceden sözleştiğimiz Tunceli şalvarı satın almaya gidildi. Bir sonraki buluşmanın Giresun’da olması kararı ile toplantımız sona erdi.
Daha sonra, yeni oluşturulan ve yakında açılışı yapılacak ‘gençlik Merkezi’ni gezdik. Belediye çalışanları ile birlikte yapılan parkı gördük. Çok büyük sorunlar ve alt yapı eksikliğiyle devir alınan kentin, içinde yaşayanların aydınlığına ulaşabilmesi için daha zaman var. Çalışma azmi ve inancıyla başarılı çalışmalar yapacağına inandığımız Songül Erol Abdil’e oylarıyla destek veren Tunceli halkının çalışmalarda da aynı desteği sunduklarını görmek ise memnunluk vericiydi. Biraz daha sabır ve dayanışma ile sorunların çözüleceğine olan inancımız güçlendi.
Dönüş hüzünlüydü. İlk kez gelenler ve yaşananlara dinleyerek tanık olanlar pek iyi uyuyamadıklarını söylediler. Yol üzerinde ‘Çiçekli’ tabelasını gördüğümüzde, geçmişte yaşananları anımsadık. O tarihlerde 14 yaşlarında olan bir arkadaşın anlattığı anıya güldük ama içimizde fena burkuldu. Bu anı, olay sonrasında şehir meydanında toplanarak yere yatırılan ve dövülmekten ağzı burnu kan içinde olanları da güldürmüş. Zira yaşlı bir amca olay yerinden topladığı bazı eşyaları komutanın yanına getirerek; ‘bunlar sizin çocukların mı? Bizim çocukların mı? Diye sormuş. Komutanın sert tepkisi karşısında ise; ‘Niye kızıyorsun? komutanım. Sizinkilerinse size vereyim. Yok, bizimkilerinse bizde kalsın.’ demiş.
Acılarla dolu bir geçmişin huzurlu, barış dolu ve güvenli bir geleceğe dönüşmediği bu güzel coğrafyadan sevgi dolu duygularla ayrıldık. Barışın ne kadar hayati ve öncelikli bir şey olduğunu bir kez daha derinden hissettim.
Gündem Gazete Kadın Eki
