Sayın Arıtman; ırkçılık yapıyorsunuz!

Çok karışık, endişe verici olayların peş peşe patlak verdiği günleri yaşıyoruz. Hakkâri ve Şemdinli’de yaşananlar vahim. Susurluk’la ortaya çıkan tablo tekrar karşımıza çıktı. Şiddet her tarafta kol geziyor.

Şiddetin temelini aile içi şiddetin oluşturduğunu sürekli vurgulamakta ısrar etmek gerekiyor. Son yıllarda bu konuya ilişkin önemli bir duyarlılık ortaya çıktı. Konuyla ilgili çeşitli araştırmalar yapılıyor. Bu araştırmalara yeni bir tane daha ilave oldu.  Jandarma Genel Komutanlığının görev bölgelerine giren yerleri kapsayan bir araştırma.

Ve bu araştırma son beş yılda meydana gelen şiddet olaylarını kapsıyor. Basına yansıdığına göre son beş yılda 1502 cinayet veya cinayet teşebbüsü yaşanmış. Araştırmanın tamamına ulaşamadığım için tüm sonuçlarını değerlendirme şansım yok. Ancak en çarpıcı olanı bölge ve illere göre dağılımla ilgili olanı. Buna göre şiddet birincileri; İstanbul, İzmir ve Antalya. Doğu ve Güneydoğu Anadolu illeri ilk on sırada yer almıyor.

Bölgelere göre ise; sırasıyla Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri şiddet oranın en yüksek olduğu yerler. Şimdi tam da burada CHP’li Canan Arıtman başta olmak üzere vekillerden hemen bir tepki gelmiş. Tepki, Türkiye çapında bu kadar şiddet olayının yaşanmış olmasına değil. Adeta bir Artman klasiği olarak şiddetin batı illerinde önde çıkmış olmasına. Yani nasıl olurda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bu konuda geri kalır. Daha açıkçası “cahil ve geri kalmış Kürtler en çok kadın döver, öldürür” sonucu çıkmaz.

Karşı çıkış gerekçeleri; batıdaki yani “Türk” kimlikli kadın hakkını daha çok ararmış. Yine “cahil” Kürt kadını daha fazla hak arayamayacağına göre şiddet görme oranı da daha yüksek olmalı şeklinde bir anlam çıkıyor. Üstelik temsil ettiği siyasetin en fazla güvendiği bir kurumdan böyle bir araştırma sonucu çıkması belli ki şaşırtıcı olmuş. Canan Arıtman daha önce köpeklerinin ısırdığı komşularına karşı köpeklerini savundu. Bireysel silahlanmaya karşı kamuoyu duyarlılığının yükseldiği günlerde milletinin kendine verdiği bir görev olarak silahını bırakmayacağını savundu.

Şimdiki söylemi ise buram buram ırkçılık kokuyor. Evet, Sayın Arıtman, ırkçılık yapıyorsunuz! Bu araştırmanın tamamına bakıp ülkenin bir bütün şiddet altında olduğunu, bunun sosyal, psikolojik, ekonomik sonuçlarının demokratik bir topluma ulaşmayı engellediğini görmek yerine sadece bunu görüyorsunuz. 

Kendi adıma ben çok sıkıldım. Kadınların siyasette eşit temsili için mücadele ederken böyle kadınların vekillik görevini sürdürmelerine hiç birimizin tahammülü kalmadı. Bir an önce istifa etmesi her şeyden önce biz kadınlar için en hayırlı olacak davranıştır diye düşünüyorum ve kendisini istifaya çağırıyorum. 

Bu ırkçı bakış, militarizmi ve şiddeti besliyor. Onun için ülkenin doğusunda insanların üzerine pervasızca bombalar atılıyor, kurşunlar sıkılıyor. Halk gerçek suçluları ortaya ayan beyan çıkarıyor. Televizyon ekranlarından hepimizin gözünün içine adeta sokuyor. Ama hala yeterli tepki yok. Kürt kadını şiddetin her türlüsü ile karşı karşıya. Mücadele yollarını arıyor. En azından bunu yapıyor. Tüm kadın kurumlarının, kadın hakları savunucularının bu ırkçı yaklaşımlara tepki göstermesi gerekiyor. Zamanında gösterilmeyen tepkiler her gün yeni Susurluklarla karşılaşmamızın önünü açacaktır. Susarak, görmezlikten gelerek başka acıların yaşanmasına zemin sunuyoruz.

Scroll to Top