Medya linçi!

Medya yine bir kadını yakaladı, elinden geldiğince hırpalıyor. Galiba sokaktaki linç daha iyi.

En azından kısa sürüyor. Medyanın ki ise uzun sürüyor ve sanki görünmez bir elle bireyin tüm hareketlerini yönetimi altına alıyor. Sokakta özgürce dolaşma hakkı kalmıyor. Bu son derece önemli bir insan hakkı aynı zamanda. En tehlikelisi de hedef gösteriliyor. Medya bu kampanyalarda esas olarak “katli vaciptir!” mesajını veriyor. Durumdan vazife çıkaracak insanların bu kadar bol olduğu bir ülkede medyada böylesine hedef olan insanların da sokakta dolaşma şansı kalmıyor.

Derin devlet organizasyonu ile işlenecek cinayetlerde de tetikçi bulmayı kolaylaştırıyor.

İşlenen cinayetlerden sonra kamuoyunda aldırmaz bir tavır hâkim oluyor. Öldürülen insan zaten başından suçlu ilan edilmiş oluyor. Bahsettiğim kadın, DTP, Van milletvekili Fatma Kurtulan. Bu görevi yapacak başka milletvekili yok muydu? Neden böylesine kritik bir işte görevlendirilecek kişiler daha ince bir duyarlılıkla tespit edilmez? Tabii bu soruların yanıtı DTP’lilere ait.

Medya Fatma Kurtulan’ın sadece kadınlığını sorguluyor. Bu sorgulamada neler var neler… Kadın olsaydın nikahtan birkaç gün sonra kocan gitmezdi mesajı veriliyor. Niye boşanmadın? Hala görüşüyor musun? Parmağındaki yüzük nikah yüzüğü mü? İşte kanıt bulundu! Gönlünden atamamış. Böyle bir durum bir erkek vekilin başına gelseydi asla bu şekilde sorgulanmazdı. Eril medya erilliğini yine tüm kudretiyle gösterdi.

Bu şiddet karşısında düşülen şaşkın ve hazırlıksız tutum da başka bir dert. Kurtulan’ın erkek yoldaşının, “Biz onu boşanmış bir dul kadın arkadaş olarak biliyorduk!” açıklaması inanılır gibi değildi. Olması gereken, kendisinin derhal bir açıklama yapıp son derece haklı bir konumdan tüm kamuoyuna haklılığını göstermesi olurdu. Bu imkân vardı. Yapılan yazılı açıklama geçte olsa işe yaradı. Burada “bin umut” vekillerinin tutumunu da sorgulamakta fayda var.

Vekil olmak için yarışan ve seçilenler çok zor bir süreci de göğüslemek zorunda olduklarının sanırım farkındalar. Kurtulan’ın linç edilmesi sırasında öncelikle kadın vekillerin ama hepsinin daha sıkı durmaları gerekirdi. Süreç daha çok şeye gebe. Kürt kadın hareketinden de çıt çıkmadı. Oysa demokratik kesimler böyle bir çıkışı beklediler. Bu bekleyiş hala sürüyor. Mecliste kadın duyarlılığı gelişkin olan AKP li ve CHP’li kadınlar da sessiz kaldı. Oysa başka bir nedenle hepsinin başına böyle bir şey gelebilir.

Bir değişim stratejisi izleyen DTP’nin bu değişime ayak uyduracak kararlılığı göstermesi son derece önemli. İşleri çok zor. Ama zor olanla mücadele etmeye karar vermişlerin daha güçlü olmaya da mecburiyetleri var. Erkeklerin sessizliği ise düşündürücü. İşler yumuşadığında kadınlar geri plana itilir her zaman. Eril dünyanın işleyişi bu. Ama yine de insanın içini acıtıyor.

Kurtulan’ın durumu, yıllardır anlatılamaya çalışılan PKK-DTP akrabalığının somut bir göstergesi. On binlerle ifade edilen sayılar pek çok insanın yaşamına dokundu. Bu dokunuş, insani düzeyde. Son derece önemli bir toplumsal hal. Bunun psikolojisini, sosyolojisini anlatmanın da tam zamanı. Haklı olunan bir konumda, alan faşistlere terk edildi sanki. Umarım bir toparlanma yaşanır ve bu zorlu süreç çözümü kolaylaştıran bir süreç olarak tarihe yazılır. Siyasetin eril yapıldığına dair iddiamızın sürekli haklılık kazanması biz kadınları çok sevindirmiyor. Bunca yıldır niye dönüştürülemedi? Siyasetin erilliği neden biraz olsun değişmedi sorusu hepimizin cevaplandırması gereken bir soru olarak önemini arttırarak sürdürüyor.

Scroll to Top