İktidarın ikiyüzlülüğü!

İkiyüzlü politikaların somut örneğini AKP iktidarı bir kez daha gösterdi. Evet, HAMAS örgütünün yasal bir seçimle işbaşına gelmesi sürekli her şeyi “terör” kavramı içine sokan AKP’nin de şapkasını bir kez daha indirdi. Roj TV’nin muhabirine tahammül gösteremeyen Sayın Başbakan düne kadar terörist diye tanımladıkları örgütle parti kılıfı altında görüşmeler yapılmasını sağladı. Minareyi çalan kılıfını hazırlarmış derler. Kılıfı çabucak hazırladılar işte.

Şimdi siz Kürtleri ve Kürtlerin oy verdiği partileri de terörist olarak nitelemekten kaçınmıyorsunuz. Baraj bahanesiyle seçimlerde aldıkları oyları yok ediyorsunuz. Yerelde iktidara gelenleri sürekli mahkemelerle uğraştırıp, “görevden nasıl alabiliriz?” in hesabını yapıyorsunuz. Kürtlerin isyanını haklı görmüyorsunuz. Çünkü bu ülkenin efendileri olduğunuzu düşünüyorsunuz. Ama başka ülkelerde silahlı direniş içinde olduklarını söyleyen örgütleri kendi ideolojinize yakın bulduğunuz için tüm söylediklerinizi inkâr anlamında bir pratik içine giriyorsunuz.

İktidar ve terörist meraklısı medya da epeyce şaşkın. Bu şaşkınlığa da hepimiz şaşırıyoruz.

Yani şok bir olay karşısındayız. HAMAS aldığı oylarla birden bire aklandı, paklandı. İdeolojisi, Filistin halkına ne kazandıracak kimin umurunda. Yasal seçimlerle iş başına geldi ya. Üstelik daha başbakanı seçilmemiş, apar topar Türkiye’de resmi görüşmeler yapıldı. Bu yaşananlar karşısında terörizm için edilen o bitmek tükenmek bilmeyen kocaman kocaman lafları, değerlendirmeleri nereye koyacaksınız?

İktidar denen olgu ikiyüzlülükle adeta kardeşleşmiş. Yıllardır yoksul ve direngen Filistin halkının mücadelesiyle iş başına gelen Arafat iktidarı, halkın kendilerine verdiği yetkiyi tüketti. Özellikle Arafat’ın ölümünden sonra Avrupa bankalarından çıkan ve halkının yoksulluğuyla çok zıt miktarlarda kişisel maddi varlığına, halk böyle bir yanıtı verdi. HAMAS, da bu süreci iyi değerlendirdi. Halka güven verecek bir politika izledi ve kendini iktidara taşıdı. Bu sonuç Filistin’e huzur getirecek mi? Bunu zaman gösterecek. Belki de daha zor bir süreç bekliyor onları.

Ancak bu yaşananlardan Kürt hareketinin de çıkaracağı sonuçlar olduğu ortada. Kürt isyanını

HAMAS’la karşılaştırmak ve benzetmek büyük haksızlık. Ancak böylesi toplumsal hareketlerde bazı benzerlikler olabiliyor. Ya da sonuçları itibariyle alınacak dersler oluyor. Her direnişi terörizm olarak niteleyen emperyalist ülkelerin yasal seçimlerde alınan sonuçlar karşısında başları öne eğiliyor. Halkın verdiği oylar en belirleyici referandum oluyor.

Halk açısından baktığınızda da fedakârlık yaptığı, bedel ödediği, peşinden gittiğinin ranta bulaşmasını iyi takip ediyor. Ve bir süre sonra tercihini daha fazla inanabileceği bir güce kullanabiliyor. Bu önemli bir nokta. Halkın sırtından iktidara gelip ranta bulaşan, ödenen bedelleri kullanarak sürekli iktidar olmayı düşleyen unsurlar zamanında ortaya çıkarılıp yapıdan temizlemek hayati bir sorun. Üstelik bu doğal bir refleks halini almalı ve zaman aşımına asla uğratılmamalı. Zaman aşımı, daha güzel ve aydın bir gelecek kurma vaadinizin çürümesine yol açabiliyor. İnandırıcılık ortadan kayboluyor.

Kürtler savaşı, şiddeti istemiyor. Gerçek bir barışın inşa edilmesini ve bu ülkede kendi kimliğinin de kabul edilerek kardeşçe yaşamak istiyor. Bunlar gerçekten doğru. Silahların susması ve silahlı güçlerin dağdan inmesi için demokratik mücadele noktasında önemli sıkıntılar olduğu görülüyor. Türkiye’deki demokratik güçlerin dayanışması ve desteğinin bu kadar cılız olması da önemli bir sorun. Ama her şeye rağmen aynayı asıl kendi yüzüne tutmak gerekiyor. Biz demokratik mücadelede ne kadar yol almayı başardık? Bunun yanıtı her şeyden önemli galiba.

Scroll to Top