Son günlerde siyasette önemli bir tıkanma yaşandığına dair sıkıntılar artmaya başladı. Newroz bayramından bu yana gelişen olaylar, Kürt sorunundaki çözümsüzlükte ısrarı gösteriyor. En son Şemdinli’de bir kişinin ölümüne ve birçok kişinin de yaralanmasına yol açan Tanju Çavuş’un tahliye edilmesi, bu ısrarın en somut ve yeni örneği oldu.
İmralı’da tecrit içinde tecrit uygulamasıyla da “sizi dikkate almıyoruz ve bu sorunun çözümünü istemiyoruz” mesajı veriliyor. Şüphesiz tepki göstermek ve bunca yıldır verilen mücadele, ödenen bedellerin karşılığında gelinen noktanın bu olmamasına dikkat çekmek gerekiyor. Ancak bunu yaparken siyasetteki tüm gelişmeleri, bir bütün olarak izlemek ve zamanında tepki göstermekte önemli.
Kendi gündeminin içinde uzun süren çabalama ve bunu yaparken hem en yakınındakine bile sorunu taşıyamama hem de tüm gündemlerden uzaklaşma hali yaşanıyor. Sanırım bu yıllardır tekrar ediliyor. Oysa yakıcı bir süreç içindeyiz. Kuş gribi bile başlı başına bir sorun halini aldı. Ağır kış koşulları yoksulluğun daha da ağır hissedilmesine neden oluyor. Erken seçim olasılığı hiç de az değil. Kürt sorunun sadece Kürtlerin sorunu olmadığının anlatılabilmesi çok ivedi.
Ancak sorunları ortaya koyma tarzında eskinin tekrarında ısrar ediliyor. Bizim dediğimiz gündem, tüm Türkiye’nin gündemi olmalı. Bunun içinse, durup ne yapılmakta olduğunun değerlendirilmesi gerekiyor. Konuşmak, tartışmak ve farklı düşünenleri hemen saf dışı etmek yerine dinlemek gerekiyor. Kamuoyu önüne çarpıcı isimlerle çıkmanın kısa süreli etkisi büyük oluyor. Ama bir saman alevi etkisiyle ve yine Kürtlere ağır bedeller ödeterek sona eriyor. Oysa örgütlülük deneyimi bu kadar yüksek olan bir hareketin, güçlü bir vatandaş hareketliliğini yaratması, öte yandan da güçlü bir diploması yürütmesi gerekiyor.
Diploması yapmanın tüm yollarını tıkayacak etkinliklerin Kürtlere bir kazanımı olmadığını geçmiş tecrübelerimizden iyi biliyoruz. Erken seçime ne kadar hazırlıklı olduğumuz sorusunu ise sormaya bile cesaret edemiyor insan. Oysa şimdiden iyi projelendirilmiş bir kampanyayla; seçim barajı, Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasasında yapılması zorunlu olan değişiklikler gündeme getirilmelidir.
İmralı’daki tecridin de, DTP’nin başarılı olmasının da yolunun demokratik tartışma yöntemleri ve ertelenmeden ciddi bir çalışmayla aşılacağına inanıyorum. Duygusal tepkiler, öngörüyü, azaltıyor. Var olan Türk milliyetçiliğinin daha fazla tetiklenmesini sağlıyor. Kürt kurumlarına saldırıyı kolaylaştırıyor. Bu zayıflama hali Kürtlerin sürekli kan kaybetmesine yol açıyor.
Bu kan kaybı daha büyük boyutlara ulaşırsa işte gerçekten o zaman çok zor günler gelecek.
İşte o zaman Kürt tehciri yaşanacak. Ve inanın, buna ne dünya ne de Avrupa karşı çıkacak.
Zira emperyalizm öylesine güçlendi ki devletler kendi menfaatlerinden başka bir şey düşünemez haldeler. Türkiye’de milliyetçilik öylesine güçlü ki yanınızda hiç kimseyi bulamama ihtimali çok yüksek.
Sabırlı ve akıllı bir politik stratejiyi oturmak zorunluluğu hiç olmadığı kadar hayati. Kürtler ve Kürtler adına politika yapanların günlük ve ayaküstü politikalar yapmaya hakları yok. Herkes irili ufaklı pek çok bedel ödedi. Ve bu hareket büyük bir emeğin üzerinde oturuyor. Ödenen her bedeli ve verilen her emeği görmek, akılda tutmak ve sorumlu davranmak gerekiyor. Çocuklarımıza daha iyi yaşayabilecekleri bir ülke bırakmak zorundayız.
