Pınar Selek bombacı değildir. Evet bu cümleyi çok rahatlıkla kurabiliyorum. Pınar, uzun yıllar kadın hareketinde birlikte çalıştığımız, yaşadıklarını duygularını yakından bildiğim bir arkadaşımdır. Zaten duygularını saklamayan, çok açık yürekli, neşeli, konuşkan hiperaktif bir kadındır. İstese de saklaması imkansızdır.
Pınarın Mısır Çarşısı’na bomba koymadığını sadece onun dostları arkadaşları olduğu için bilmiyoruz. Bu ülkede 25 yıldır sürdürülen davasında tam 4 kez beraat ettiği için de biliyoruz. Patlamanın gaz kaçağından olduğunu olay yeri inceleme ekipleri tarafından açıklandığını, pek çok uzman bilirkişi raporunun da bunu teyit ettiğini, Pınar’a patlamayla ilgili soru bile sorulmadığını, sadece Abdulmecit Ö. isimli bir kişinin işkence altında verdiği ve mahkemede reddettiği “beraber yaptık” ifadesine dayanılarak dava açıldığını, ilk beraat kararından sonra, nedense sadece Pınar’ın beraatine itiraz edildiği yani diğerinin beraatinin kesinleştiğini tüm kamuoyu biliyor.
Haziran ayında Anadolu Ajansı (AA) aracılığıyla bir anda beraat kararının bozulduğu haberi, daha karar imzadan çıkmadan, dava dosyasına konulmadan servis edilmişti! O tarihten bu yana gerekçeli kararın imzalanmasını bekleniyordu! Nihayet geçtiğimiz günlerde Genel Kurul’un kararını doğrudan mahkemeye gönderildiği öğrenildi. Son beraat kararının ardından sekiz yıl dava incelenmeksizin bekletildikten sonra yine besbelli bir seçim öncesi dönemi bulanıklığından da medet umularak, operasyon denebilecek bir hamleyle 31 Mart için duruşma tarihi verildi ve Pınar hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Üstelik kırmızı bültenle arama kararı ile birlikte.
Pınar’ın davasını bazı noktalarda Osman Kavala davasına benzetiyorum. Koskoca devlet bireylerle uğraşır mı? diyebilirsiniz ama evet bizim ülkede maalesef oluyor. Argo deyimiyle bazı kişilere devlet “kafayı takıyor”. Adeta bir takıntı halinde seçtiği bazı insanları bir rol model olarak tüm topluma korku salma amacıyla uzun yıllar hapislerde yatırıyor. Dünyanın hiç bir yerinde görülmeyecek yargılamalara muhatap ediyor. Pınar gibi ailesinden, sevdiklerinden, memleketinden koparıyor. Pınar hapisten çıktıktan sonra annesinin kalbi bu yaşadıklarına dayanamayıp genç yaşta yaşamını yitirmişti. Zengin olmayan ama çok kültürlü bir ailenin kızıdır. Son derece iyi bir eğitim görmüş, bir kaç dili gayet iyi bilen bir sosyolog, bir bilim insanıdır. Babası yıllarca barış mücadelesi vermiş, kız kardeşi ise pınarın yaşadıklarından sonra ikinci üniversite olarak Hukuk eğitimi almıştı. Bu güzelim aile asılsız ve korkunç bir idea ile darmadağın edildi.
Pınar bu ülkeyi çok seviyordu. Yurt dışına gitmeyi de hiç istemedi ama mecbur kaldı. Memleketten ayrılırken yanında olan kadınlardan biriydim. Çok üzgündük. O her zamanki gibi umut dolu enerjisiyle bizleri teskin etmeye çalışmıştı. 31.0caktaki duruşmada umarım aklı başında bir karar çıkar. Karar ne olursa olsun Pınarın insanları öldürmeye değil güzel yaşatmaya dönük eylemlerini yakından bilenler olarak bir an önce bu davadan kurtulmasını, sevdiklerine, memleketine kavuşmasını diliyorum. Sevgili Pınar’la kucaklaşacağımız günleri bekliyorum. Onu çok özledik!


